7 Ocak 2010 Perşembe

HAMİLELİKTE BESLENME...

Op. Dr. Bülent URAN
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Tüm yaşayan canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için besine gereksinim duyar. Besin çeşitleri ve gereksinimleri canlıdan canlıya çok farklı gibi görünür. Ancak tüm besinler bazı ortak temel elemanlardan oluşur. Bu elemanler karbohidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler ve minerallerdir. Bu temel elemanların bazılarını vücut diğer temel elemanları kullanarak üretebilir. Bazıları ise vücut tarafından yapılamaz ve mutlaka dışarıdan hazır alınması gerekir.
Çoğumuz aldığımız besinlerin ne kadar kalori içerdiğini ve içindeki temel elemanların neler olduğunu ve hangi oranlarda bulunduğunu pek bilemeyiz.
Amerikan tarzı beslenme ile büyümek...
Besinlerimizi vücudumuzun gereksinimine göre değil de isteğimize göre seçiyoruz. Canımız ne zaman ne isterse yemek eğilimindeyiz. Biz büyükler, bol yağlı, bol sulu yemekleri bol ekmek ile yemeyi seviyoruz.
Çocuklarımız ise hamburger, patates kızartması ve piza ile besleniyor. Bu tip beslenmeler yeteri hatta fazla kalori içerir. Günlük enerji gereksinimini fazla fazla karşılar. Ancak yetersizdir. Çünkü içerdikleri temel besin elemanlarının oranı istenilenden çok uzaktır. Bu dengesiz beslenme şişmanlıkla sonuçlanır. Ardından da bu fazla kiloları bir an önce vermek kaygısıyla hızlı perhize başlanır. Bu diyetler yetersiz besin dengelerine sahiptir. Böylece vücut gerekli besinleri alamaz ve yorgun düşer. Bir çeşit varlık içinde yokluk çeker.
Kalori:

Bir besinin içeridiği enerji miktarı kalori ile ölçülür. Kişilerin günlük kalori gereksinimleri çok farklılık gösterir. Yaşa, cinse, mesleğe ve iriliğe göre değişir. Gereğinden fazla alınan kalori vücutda yağ olarak birikir. Günlük hareketliliği karşılayacak kadar kalori alınmazsa vücut kendi dokularını kaloriye çevirmeye başlar. Yani kendi kendini yer.
Can nasıl beslenir?
Annenin aldığı gıdalar önce bağırsakda temel besin elemanlarına ayrıldıktan sonra kana karışır ve Annenın karaciğerine gider. Karaciğerde değişik işlemlerden geçen besinler yine kan yoluyla bebeğin beslenmesini sağlayan plasentaya ulaşır. Plasenta yüzeyi bir futbol sahası kadar geniş bir zarın katlanmış hali olarak düşünülmelidir. Besin elemanları ve kandaki erimiş oksijen Can'a bu alandan geçer. Besin maddesi olarak enerji kaynağı kan şekeri (glukoz), ve yapı taşı olan proteinler geçer. Ayrıca su, vitamin ve minerallerde çok rahatlıkla Can'a ulaşır. Can bu besinleri kullanarak atıklarını yine plasenta yoluyla Anneye verir.
Besin Ögeleri...
Karbonhidratlar:Enerji kaynağı...
Karbohidratların vücutta birçok işlevi vardır. Hücrelerin yapısı içinde yer alırlar. Yağ ve proteinlerin sentezi için temel yapı taşı olarak kullanılırlar. Ayrıca enerjinin esas kaynağıdır.
Karbohidratların 1 gramı 4 kalori içerir. ªekerler, nişasta ve un başlıca karbohidrat kaynağıdır. Bu maddeler vücutta hızla glukoza çevrilir. Glukoz enerji gerekliyse hemen kullanılır. Değilse gerektiğinde kullanılmak üzere yağ olarak biriktirilir.
Glukoz ayrıca karaciğerde glikojen adı altında depolanır. Glikojen günlük kan şekerini sabit tutmaya yarar ve her an vücudun enerji gereksinimini karşılar.
Diğer karbonhidrat kaynakları olarak meyveleri, sütü, mısırı, pirinci, ve patatesi sayabiliriz.
Yağlar:Yedek enerji...
Yağlar karbonhidratlara göre daha fazla kalori içerirler. Her gramı 9 kaloridir. Teorik olarak hiç yağ yemeden yaşayabiliriz. Çünkü vücudumuz gereksinimi olan yağları karbonhidratlardan yapabilir. Ancak bazı yağların eksikliği sorun yaratabilir. Örneğin linoleik asit denen bir yağı vücut sentezleyemez. Bu yağı dışardan almak zorundayız. Eksikliği halinde bol miktarda kolesterol damarlarda birikir.
Yağlar trigliserid adlı yapıların bileşiminde yer alırlar.
Doymuş yağlar başlıca etde, tereyağında bulunan katı yağlardır. Doymamış yağlar ise sıvı yağlar olup ençok zeytinyağında bulunur. Ayrıca tavuk ve balık gibi beyaz etlerde de vardır.
Proteinler: Yapı taşları...
Tüm yaşayan organların temel yapı taşıdır. Kan hücrelerinin temeli proteindir. Kasların kasılması özel bir protein sayesinde olur. Vücuttaki tüm kimyasal olayların cereyan etmesi enzim denen proteinlerin kontrolü altındadır.
Proteinlerin 1 gramı karbonhidratlar gibi 4 kalori enerji verir.
Hamilelikte beslenme
Hamilelikte Can tam 40 hafta Anne'nın yedikleri ile beslenecektir. Anne doğru beslenirse Can daha sağlıklı, doğum ise daha az riskli olacaktır.
Hamilelikte doğru beslenme hem bebeği hem Anne'yı güçlü kılar.
Annelerin hep merak ettikleri ve ilgilendikleri bir konudur hamilelikte beslenme. Ama ne yazık ki bu konuda pekçok şey yanlış bilinir ve uygulamada hatalar yapılır.
Neden?
Çünkü basit gibi görünen konularda herkes alim kesilir. Herkesin kendine göre bir görüşü vardır. Özellikle evdeki büyükler, görmüş geçirmiş komşular hep akıl verir.
Hamilelik öncesi vücut ağırlığının önemi...
Ilk bölümümüzde de hamilelik başında ideal kilo sınırları içinde olmanın hamilelikte bazı önemli sorunlar çıkmasını engellediğine değinmiştik. Zayıf Anne'lerin bebeği zayıf ve duyarlı olur. Fazla kilolu Anne'lerin ise hem Can'ları, hem de kendileri risk altındadır. Şişman Anneler hamilelik şekeri, zehirlenme ve albumin hastalığı denilen durumlarla daha sık karşılaşır.
Hamilelikte ne kadar kilo almak uygundur?
Hamilelikte 10 kg'dan daha az ağırlık artışı olan Annelerde Can'ın Anne karnında ölme riski 1.5 kat fazladır. Hamilelik boyunca 10 ile 15 kg arasında ağırlık artışı normal kabul edilir. Ancak hamileliğin ilk yarısı ile ikinci yarısında bu artış hızı farklıdır. Ilk 20 hafta en fazla 2.5 kg alınmalıdır. Daha sonra her hafta yarım kg kilo alınması uygun ve dengeli olur.
Bazı hamileler bu kilo sınırını geçmezler ama bu dengeyi tutturamazlar. Bir ayda 5-6 kg birden alıp sonra da almamak için sıkı perhiz yaparlar...Bu hem Anne'yi hem de Can'ı yıpratan bir olaydır.
Doğru beslenmenin temel ilkeleri...
Hamilelikte bol protein alınmalıdır. En zengin protein kaynağı süttür.
Günde 1 litre süt ihtiyacı karşılar. 4 su bardağı süt 1 litredir.
Anne süt içmeyi sevmiyorsa,sütü sütlaç, muhallebi şeklinde alabilir. Peynir (özellikle kaşar peyniri), ve yoğurt yiyerek süt gereksinimini karşılayabilir. Ancak hiçbir sütlü gıda taze süt kadar yararlı değildir.
Haftada 5 gün yumurta yenmelidir. Bu Anneye bol vitamin, demir ve protein verecektir.
Et, tavuk ve balık Can'ın kan, kas ve organlarının gelişmesine yardımcı olur.
Bu etlerden birini günde 2 porsiyon yemek gerekir. Beyaz et ve özellikle balık eti kırmızı ete yeğlenmelidir.
1 Porsiyon nedir?
2 adet orta boy köfte; 1 adet orta boy biftek; 1 piliç butu;orta boy bir balık yani miktar olarak yaklaşık 100 gram et bir porsiyondur.
60 gram beyaz peynir,1 tabak kuru fasulye, mercimek gibi baklagiller de et yerine geçer.
Sebze ve meyveler...
Bunlar vitamin kaynağıdır. Can'ın organlarının birarada olmasını ve normal çalışmasını hızlandırır. Ayrıca Anne'nin kabız olmasını önler.
Günlük kalori gereksinimi...
Bir günlük kalori gereksinimi ortalama 2200 ile 2400 kalori arasındadır. Bu gereksinimin 300 kalorisi proteinli gıdalardan alınmalıdır. Günlük hareket miktarı ve hamilelik öncesi ağırlık günlük kalori gereksinimini etkiler. Bu değişkenlerle kişiye özel gereksinimin saptanmasında bir diyet uzmanına danışılması uygun olacaktır.
Hamilelikte demir gerekir...
Günlük besinlerle alınan demir annenın demir gereksinimini karşılayamaz. Bir hamilenin günde 1 gram demire gereksinimi vardır. Bunun 300 miligramı Can'ın kan hücrelerinin yapımında, 500 miligramı Annenın fazladan yapılan kan hücrelerinini yapımında kullanılır. Geriye kalan 200 miligramı da da günlük gereksinimdir.
Demir kırmızı kan hücrelerinin ana maddesidir. Demir eksikliği kırmızı kan hücrelerinin az sayıda yapılmasına ve demir eksikliği kansızlığı denilen duruma yol açar. Hamilelikte kan hücrelerinin yapımı bir süre vücudun demir deposunca karşılanır. Ancak hamilelik öncesi yetersiz beslenmiş, bol ve düzensiz ve sık adet kanaması olmuş ya da daha önceki hamileliklerde deposunu tüketmiş Annelerde daha hamileliğin başından itibaren kansızlık belirtileri ortaya çıkar.
Kansızlık belirtileri...
Kansızlığın en sık görülen belirtileri solukluk, halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntıdır. Aşırı kansızlık durumunda ise dudak ve ağızda çatlaklar, kulak çınlaması, tırnaklarda kırılmalar, yutma güçlükleri ve toprak yeme gibi anormallikler ortaya çıkar.
Bu nedenle hamileliğin 16.-20. haftalarından itibaren hergün demir içeren haplar alınmalıdır. Demir ile beraber C vitamini alınması demirin emilimini arttırır. En iyisi demir hapının portakal suyu ile içilmesidir.
Dikkat! Demir hapı süt ile birlikte alınmamalıdır. Süt demirin emilimini engeller. Yine mide ekşimesi için alınan anti asitlerde demir emilimini etkiler.
Demir hapları dışkıya siyaha çalan bir renk verirler. Önemli bir durum değildir. Bazan demir doğuma kadar kapatılamayacak düzeyde düşük olabilir. Bu durumda demir içeren iğneler bu açığı kısa sürede kapatır. Bazan kan verilmesi gerekebilir.
Vitamin desteği ne kadar gerekli?..
Bizim ülkemiz için vitamin ve mineral desteği genelde gereksizdir. Birçok sebze ve meyve günlük ihtiyaçdan çok daha fazla vitamin içerir. Genelde hamilelere vitamin hapları vermek alışkanlık olmuştur. Bu haplar iştah açabilir ve mide bağırsak sistemini gereksiz yere yorar. Ikiz hamilelikde, dirençli kusmalarda ve hastalık hallerinde bazı özel vitaminlere karşı gereksinim artar.
Dikkat! Vitaminin fazlası yarar değil zarar verir. Fazla D vitamini yenidoğanda kalsiyum fazlalığına ve buna bağlı ciddi sorunlara yol açar. Fazla A vitamini Can'da bel kemiği açıklıkları, kemik sakatlıkları, ve idrar yolu bozukluklarına yol açabilmektedir.
Kalsiyum ve fluor...
Yarım litre süt günlük kalsiyum gereksinimini fazla fazla karşılar. Dışardan alınan fazla kalsiyum vücuda karışmadan dışkı ile atılır.
Hamileliği sırasında fluor desteği alan Annelerin çocuklarında daha az diş çürümesine rastlanıldığına ait çalışmalar vardır. Bu nedenle günde 2 mg fluor (Örneğin Zymafluor draje) alınması önerilmektedir.
İhmal edilen altın besin: Su...
Suyun yararı genelde unutulur ve hak ettiği önem verilmez. Günde en az 2 litre temiz ve yumuşak su içilmelidir. Su tüm organların düzenli çalışmasını sağlar. Özellikle böbrekler ve bağırsaklar daha düzenli çalışır. Vücutta biriken zararlı atıklar daha hızlı temizlenir. Kişi kendini çok daha iyi ve zinde hisseder. Çay, kahve gibi içecekler bu iki litrenin dışında tutulmalıdır.
Tuzu azaltmak yanlıştır...
Genelde hamilelerin tuzsuz yemesi gerektiğine inanılır. Tuz bir çok olay için gerekli bir besindir ve hamilelikte tuza ihtiyaç artar. Azaltılması doğru değildir. Tuz sadece yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği olan Annelerde kısıtlanır.
Yapay tatlandırıcılar...
Fazla kaloriden kaçınmak amacıyla yapay tatlandırıcı kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Sakkarin kullanılmamalıdır. Aspartam içeren tatlandırıcılar hakkında şimdilik bir olumsuzluk belirtilmemektedir. Günlük gereksinim kadar kullanılabilir.
Hamilelikte alınan kilo nelere aittir?
Hamilelikte artan kilonun 3.5 kilogramı bebeğe aittir. Plasenta 500 gram, amnion sıvısı 1 kilogram, ağırlığı artan uterus 1 kilogram, memeler 300 gram, artan kan ve sıvı da 6 kg gelir. Bunun dışında alınacak kilo vücutta yağ olarak depolanacak ve doğumdan sonra Annede'da kalacaktır.
Bir bebeğin gelişmesi için ek olarak toplam 55.000 kalori gerekir.
Tok kalmak için...
Hamileler olur olmaz zamanlarda acıkır. Bu zamanlarda az kalori verecek ve tok tutacak gıdalar alınmalıdır. Örneğin patlamış mısır, kavrulmuş buğday gibi.
Bilinçsiz diyet sakıncalı...
Günümüzde yaygınlaşan ve pek de sağlığı düşünmeksizin baskınlaşan estetik merak nedeniyle bir çok Anne adayı hamilelikte kilo almaktan kaçınmaya çalışır. Vücudunun bozulması endişesi ile hamilelikte de diyet yapmayı sürdürür. Yalnızca bu amaçlla yapılan diyetler vücut gereksinimini karşılayamazsa protein depoları kullanır. Bu durum da da Can'a gerekli protein sağlanamaz.


KAYNAK :
http://www.genetikbilimi.com

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails