BEBEK HAKKINDA HERŞEY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEBEK HAKKINDA HERŞEY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2010 Cuma

AŞI TAKVİMİ


Bebek Aşıları - Yeni Aşı Takvimi

2006 yılınan Nisan ayından bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından aşı takvimi değiştirilmiş bulunmaktadır. Bu sebepler Haziran 2006 tarihinden sonra 9. ay içerisinde yapılan kızamık aşısı 12. ay içerisinde üçlü kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşısı olarak yapılmaktadır.

Kızamık aşısında olduğu gibi, suçiçeği aşısının 12. ay değil 14-15. aylar içerisinde uygulanmasının çok daha etkili bir koruma sağladığı tespit edilmiş ve bu nedenle suçeçiği aşısının uygulanma tarihi 14-15. aylar olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.

Doğumda : Hepatit B
1. ay : Hepatit B
2. ay : Karma (DBT-Çocuk felci) + Verem , Rotavirüs(1.) ve Pnömokok(1.)
3. ay : Karma (DBT-Çocuk felci), Rotavirüs(2.) ve Pnömokok(2.)
4. ay : Karma (DBT-Çocuk felci), Pnömokok(3.)
6. ay : Hepatit B
9. ay : Kızamık (kaldırıldı)
12. ay : Kızamık, kızamıkçık, kabakulak
12 – 14 ay : Suçiçeği
12-15 ay : Pnömokok (4)
18. ay : Karma (DBT-Çocuk felci)
24. ay : Hepatit A
30. ay : Hepatit A
4-6 yaş arası : Kızamık, kızamıkçık, kabakulak
4-6 yaş arası : DBT-çocuk felci
4-6 yaş arası : Suçiçeği

KAYNAK :http://www.bebekvegebelik.com

7 Ocak 2010 Perşembe

BEBEK GELİŞİMİ



0-6 Aylık
- Bebeğiniz doğduğu andan itibaren dokunuşunuzu, sesinizi, kokunuzu fark edecek ve sizinle çeşitli yollarla ten teması kurarak rahatlamak isteyecektir. Unutmayın bu, ihtiyaç duyduğu kucaklaşmalar için mükemmel bir bahane.
- Miniğiniz doğduğunda görme duyusu çok zayıftır. Yaklaşık bir ay sonra bu duyusu günden güne gelişmeye başlar. Bu yüzden ilk zamanlarda onu yüzünüze doğru yakın tutun ki sizi iyice tanısın. Hareketlerinizi takip etsin. Çünkü göreceği yüzler arasında sizin yüzünüz onun favorisi olacak!
- 6 hafta civarında bebeğinizin ilk gerçek gülümsemesini görebilirsiniz.

6-12 Aylık
- Araştırmalara göre, bebekler 6 aylık olduklarında annenin başka bir bebeğe gösterdiği ilgiden dolayı kıskançlık sinyalleri vermeye başlar. Ona bütün dikkatinizi vermeniz imkansız olsa da, onu ne kadar sevdiğinizi sık sık göstermeye çalışın.
- 7. aydan itibaren, bebeğiniz ayrılık endişelerinin işaretlerini göstermeye başlar. Siz onun en sevdiği kişisiniz ve sizin görüş alanının dışında olmanızdan hoşlanmayacaktır. Oldukça zor olsa da bebeğiniz zamanla sizin her defasında geri döneceğinizi öğrenecektir.
- Bebeğiniz büyüdükçe daha fazla sözcük ve deyim algılamaya başlayacaktır. Onunla ne kadar çok konuşursanız (tek taraflı olsa bile) bu onu, konuşma becerisini geliştirmesi için cesaretlendirecektir. Onu birçok kelimeye ve özellikle de sesinize aşina yapmanız, kendini güvende hissetmesini sağlar.

12-18 Aylık
- İlk doğum günü yaklaşmaya başladığında, ondan "anne" demesini bekleyebilirsiniz. Ama acele etmeyin.
- Gerçi daha önce ağzından ufak kelimecikler çıkmış olabilir. Babasıyla sizin aranızdaki farkı bilir ve adınızı söylemenin sizin dikkatinizi çekeceğini çok çabuk fark edecektir.
- 15 ay civarı, ayrı bir fert olduğunu anlar ve kendinin bilincinde olmaya, bunu geliştirmeye başlar. Bunun bir sonucu olarak size daha az bağımlı bir hale gelir ama yine de rehberliğinizi arar.
- Büyümeye başlamış olan çocuğunuz sizi taklit etmekten ve günlük işlerinizde size yardım etmekten zevk alır. Ona çamaşır makinesini boşaltmak veya kıyafetleri sınıflandırmak gibi küçük oyunlar yapın. En sıkıcı işler için bile sizin küçük yardımcınız olmak çok hoşuna gidecektir.

18 Aylık
- Artık yürümeye başlamış olan miniğiniz, dikkatinizi çekmeye çalışacaktır. Önünüzdeki 1 yıl ya da daha fazla bir süre için sizin gölgeniz olacaktır. Yani birkaç yıl boyunca tuvalete yalnız gitmek de dahil olmak üzere mahremiyetinize hoşça kal deyin!
- Çocuğunuz sizin sarılmanızdan başka hiçbir şeyi bu kadar çok sevemez. Ama size düşkünlüğünde azalmalar ve artmalar olursa veya her gün başka favorileri olduğunda şaşırmayın.
- Bebeğiniz küçük bir hanımefendiye dönüştüğünde, cinsiyet farklılıklarının daha çok farkında olacak ve davranışlarında hayatındaki kadını (yani sizi) örnek almaya başlayacaktır. Aynı şekilde oğlunuz da babasını taklit edecektir. Ama bebeğiniz kendisiyle aynı cinsiyette olanı model olarak seçmedi diye endişelenmeyin. Çünkü o şimdi sadece insan olmanın nasıl bir şey olduğunu deneyip keşfediyor.

Ocak 2009




Hazırlayan: Hande İlter


KAYNAK : http://www.motherandbaby.com.tr

HAMİLE KALMA ŞANSINIZI ARTIRIN

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Numan Bayazıt anne-baba olmak isteyen çiftler için mini bir rehber hazırladı.

1. Kilonuzu Kontrol Altında Tutun
Aşırı şişmanlık ya da zayıflık adet düzenini bozar. Östrojen hormonunun büyük kısmı başka hormonların yağ dokusunda dönüştürülmesi ile ortaya çıkar. Bu dengenin en iyi işlediği vücut ağırlığı ve yağ kitlesi oranı yüzde 17-21'dir. Aksi durumlarda östrojen seviyesi artar ya da azalır.

2. Sigarayı Bırakın
Sigaranın etkileri çok iyi bilinmesine karşın sigara kullanım alışkanlığı halen yüksek. Oysa sigaranın sperm sayısını yüzde 17 kadar düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sigara, kadınlarda sadece hamile kalmayı geciktirmekle kalmaz; düşüklere de neden olur. Sigara alışkanlığı olan kadınların infertilite tedavisine başlamaları halinde ihtiyaç duyulan ilaç miktarı da içmeyenlere göre fazla olur.

3. Egzersiz Yapın
Günlük hafif egzersiz beden ve zihin sağlığını korumanın en kolay yoludur. Hamilelikte yürümek, bisiklete binmek, yüzmek ve aerobik ideal sporlar arasındadır. Spor sayesinde yağlar yakılır, stres seviyesi düşer ve hormonal işleyiş düzelir. Ancak aşırı egzersizin de yumurtlama ve adet düzenini bozduğunu unutmamak gerekir.

4. Sağlıklı Beslenin
Sağlıklı beslenmek ideal vücut ağırlığını koruyup hormonal seviyelerin normal düzeylerde seyretmesini sağlar. Yiyecek seçiminde antioksidan ve özellikle vitamin C ve E'den zengin olanlar tercih etmekte fayda var. Bu yiyecekler erkeklerde sperm sayı ve hareketlerini olumlu etkiler. Aşırı yağ kitlesinin yumurtlama düzenini bozma nedenlerinden biride insülin salgısının artmasıdır.

5. Doğru Zamanda İlişkiye Girin
Yumurtlamayı takiben yumurtanın döllenebilme süresi 24-48 saat spermin dölleyebilme süresi ise 72 saattir. Bu nedenle ilişki zamanlamasına dikkat etmek gerekir. Kadınlar bekledikleri adetten 14 gün önce yumurtlar. Gebelik olasılığının en yüksek olduğu ilişki yumurtlamadan önceki birkaç gün içinde gerçekleşendir. Böylece yumurtlama olduğunda spermle karşılaşma olasılığı artar. Olasılığı artırmak için iki üç günde bir ilişkiye girmek yeterli.

Temmuz 2009

KAYNAK: http://www.motherandbaby.com.tr

HAMİLELİKTE BESLENME...

Op. Dr. Bülent URAN
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Tüm yaşayan canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için besine gereksinim duyar. Besin çeşitleri ve gereksinimleri canlıdan canlıya çok farklı gibi görünür. Ancak tüm besinler bazı ortak temel elemanlardan oluşur. Bu elemanler karbohidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler ve minerallerdir. Bu temel elemanların bazılarını vücut diğer temel elemanları kullanarak üretebilir. Bazıları ise vücut tarafından yapılamaz ve mutlaka dışarıdan hazır alınması gerekir.
Çoğumuz aldığımız besinlerin ne kadar kalori içerdiğini ve içindeki temel elemanların neler olduğunu ve hangi oranlarda bulunduğunu pek bilemeyiz.
Amerikan tarzı beslenme ile büyümek...
Besinlerimizi vücudumuzun gereksinimine göre değil de isteğimize göre seçiyoruz. Canımız ne zaman ne isterse yemek eğilimindeyiz. Biz büyükler, bol yağlı, bol sulu yemekleri bol ekmek ile yemeyi seviyoruz.
Çocuklarımız ise hamburger, patates kızartması ve piza ile besleniyor. Bu tip beslenmeler yeteri hatta fazla kalori içerir. Günlük enerji gereksinimini fazla fazla karşılar. Ancak yetersizdir. Çünkü içerdikleri temel besin elemanlarının oranı istenilenden çok uzaktır. Bu dengesiz beslenme şişmanlıkla sonuçlanır. Ardından da bu fazla kiloları bir an önce vermek kaygısıyla hızlı perhize başlanır. Bu diyetler yetersiz besin dengelerine sahiptir. Böylece vücut gerekli besinleri alamaz ve yorgun düşer. Bir çeşit varlık içinde yokluk çeker.
Kalori:

Bir besinin içeridiği enerji miktarı kalori ile ölçülür. Kişilerin günlük kalori gereksinimleri çok farklılık gösterir. Yaşa, cinse, mesleğe ve iriliğe göre değişir. Gereğinden fazla alınan kalori vücutda yağ olarak birikir. Günlük hareketliliği karşılayacak kadar kalori alınmazsa vücut kendi dokularını kaloriye çevirmeye başlar. Yani kendi kendini yer.
Can nasıl beslenir?
Annenin aldığı gıdalar önce bağırsakda temel besin elemanlarına ayrıldıktan sonra kana karışır ve Annenın karaciğerine gider. Karaciğerde değişik işlemlerden geçen besinler yine kan yoluyla bebeğin beslenmesini sağlayan plasentaya ulaşır. Plasenta yüzeyi bir futbol sahası kadar geniş bir zarın katlanmış hali olarak düşünülmelidir. Besin elemanları ve kandaki erimiş oksijen Can'a bu alandan geçer. Besin maddesi olarak enerji kaynağı kan şekeri (glukoz), ve yapı taşı olan proteinler geçer. Ayrıca su, vitamin ve minerallerde çok rahatlıkla Can'a ulaşır. Can bu besinleri kullanarak atıklarını yine plasenta yoluyla Anneye verir.
Besin Ögeleri...
Karbonhidratlar:Enerji kaynağı...
Karbohidratların vücutta birçok işlevi vardır. Hücrelerin yapısı içinde yer alırlar. Yağ ve proteinlerin sentezi için temel yapı taşı olarak kullanılırlar. Ayrıca enerjinin esas kaynağıdır.
Karbohidratların 1 gramı 4 kalori içerir. ªekerler, nişasta ve un başlıca karbohidrat kaynağıdır. Bu maddeler vücutta hızla glukoza çevrilir. Glukoz enerji gerekliyse hemen kullanılır. Değilse gerektiğinde kullanılmak üzere yağ olarak biriktirilir.
Glukoz ayrıca karaciğerde glikojen adı altında depolanır. Glikojen günlük kan şekerini sabit tutmaya yarar ve her an vücudun enerji gereksinimini karşılar.
Diğer karbonhidrat kaynakları olarak meyveleri, sütü, mısırı, pirinci, ve patatesi sayabiliriz.
Yağlar:Yedek enerji...
Yağlar karbonhidratlara göre daha fazla kalori içerirler. Her gramı 9 kaloridir. Teorik olarak hiç yağ yemeden yaşayabiliriz. Çünkü vücudumuz gereksinimi olan yağları karbonhidratlardan yapabilir. Ancak bazı yağların eksikliği sorun yaratabilir. Örneğin linoleik asit denen bir yağı vücut sentezleyemez. Bu yağı dışardan almak zorundayız. Eksikliği halinde bol miktarda kolesterol damarlarda birikir.
Yağlar trigliserid adlı yapıların bileşiminde yer alırlar.
Doymuş yağlar başlıca etde, tereyağında bulunan katı yağlardır. Doymamış yağlar ise sıvı yağlar olup ençok zeytinyağında bulunur. Ayrıca tavuk ve balık gibi beyaz etlerde de vardır.
Proteinler: Yapı taşları...
Tüm yaşayan organların temel yapı taşıdır. Kan hücrelerinin temeli proteindir. Kasların kasılması özel bir protein sayesinde olur. Vücuttaki tüm kimyasal olayların cereyan etmesi enzim denen proteinlerin kontrolü altındadır.
Proteinlerin 1 gramı karbonhidratlar gibi 4 kalori enerji verir.
Hamilelikte beslenme
Hamilelikte Can tam 40 hafta Anne'nın yedikleri ile beslenecektir. Anne doğru beslenirse Can daha sağlıklı, doğum ise daha az riskli olacaktır.
Hamilelikte doğru beslenme hem bebeği hem Anne'yı güçlü kılar.
Annelerin hep merak ettikleri ve ilgilendikleri bir konudur hamilelikte beslenme. Ama ne yazık ki bu konuda pekçok şey yanlış bilinir ve uygulamada hatalar yapılır.
Neden?
Çünkü basit gibi görünen konularda herkes alim kesilir. Herkesin kendine göre bir görüşü vardır. Özellikle evdeki büyükler, görmüş geçirmiş komşular hep akıl verir.
Hamilelik öncesi vücut ağırlığının önemi...
Ilk bölümümüzde de hamilelik başında ideal kilo sınırları içinde olmanın hamilelikte bazı önemli sorunlar çıkmasını engellediğine değinmiştik. Zayıf Anne'lerin bebeği zayıf ve duyarlı olur. Fazla kilolu Anne'lerin ise hem Can'ları, hem de kendileri risk altındadır. Şişman Anneler hamilelik şekeri, zehirlenme ve albumin hastalığı denilen durumlarla daha sık karşılaşır.
Hamilelikte ne kadar kilo almak uygundur?
Hamilelikte 10 kg'dan daha az ağırlık artışı olan Annelerde Can'ın Anne karnında ölme riski 1.5 kat fazladır. Hamilelik boyunca 10 ile 15 kg arasında ağırlık artışı normal kabul edilir. Ancak hamileliğin ilk yarısı ile ikinci yarısında bu artış hızı farklıdır. Ilk 20 hafta en fazla 2.5 kg alınmalıdır. Daha sonra her hafta yarım kg kilo alınması uygun ve dengeli olur.
Bazı hamileler bu kilo sınırını geçmezler ama bu dengeyi tutturamazlar. Bir ayda 5-6 kg birden alıp sonra da almamak için sıkı perhiz yaparlar...Bu hem Anne'yi hem de Can'ı yıpratan bir olaydır.
Doğru beslenmenin temel ilkeleri...
Hamilelikte bol protein alınmalıdır. En zengin protein kaynağı süttür.
Günde 1 litre süt ihtiyacı karşılar. 4 su bardağı süt 1 litredir.
Anne süt içmeyi sevmiyorsa,sütü sütlaç, muhallebi şeklinde alabilir. Peynir (özellikle kaşar peyniri), ve yoğurt yiyerek süt gereksinimini karşılayabilir. Ancak hiçbir sütlü gıda taze süt kadar yararlı değildir.
Haftada 5 gün yumurta yenmelidir. Bu Anneye bol vitamin, demir ve protein verecektir.
Et, tavuk ve balık Can'ın kan, kas ve organlarının gelişmesine yardımcı olur.
Bu etlerden birini günde 2 porsiyon yemek gerekir. Beyaz et ve özellikle balık eti kırmızı ete yeğlenmelidir.
1 Porsiyon nedir?
2 adet orta boy köfte; 1 adet orta boy biftek; 1 piliç butu;orta boy bir balık yani miktar olarak yaklaşık 100 gram et bir porsiyondur.
60 gram beyaz peynir,1 tabak kuru fasulye, mercimek gibi baklagiller de et yerine geçer.
Sebze ve meyveler...
Bunlar vitamin kaynağıdır. Can'ın organlarının birarada olmasını ve normal çalışmasını hızlandırır. Ayrıca Anne'nin kabız olmasını önler.
Günlük kalori gereksinimi...
Bir günlük kalori gereksinimi ortalama 2200 ile 2400 kalori arasındadır. Bu gereksinimin 300 kalorisi proteinli gıdalardan alınmalıdır. Günlük hareket miktarı ve hamilelik öncesi ağırlık günlük kalori gereksinimini etkiler. Bu değişkenlerle kişiye özel gereksinimin saptanmasında bir diyet uzmanına danışılması uygun olacaktır.
Hamilelikte demir gerekir...
Günlük besinlerle alınan demir annenın demir gereksinimini karşılayamaz. Bir hamilenin günde 1 gram demire gereksinimi vardır. Bunun 300 miligramı Can'ın kan hücrelerinin yapımında, 500 miligramı Annenın fazladan yapılan kan hücrelerinini yapımında kullanılır. Geriye kalan 200 miligramı da da günlük gereksinimdir.
Demir kırmızı kan hücrelerinin ana maddesidir. Demir eksikliği kırmızı kan hücrelerinin az sayıda yapılmasına ve demir eksikliği kansızlığı denilen duruma yol açar. Hamilelikte kan hücrelerinin yapımı bir süre vücudun demir deposunca karşılanır. Ancak hamilelik öncesi yetersiz beslenmiş, bol ve düzensiz ve sık adet kanaması olmuş ya da daha önceki hamileliklerde deposunu tüketmiş Annelerde daha hamileliğin başından itibaren kansızlık belirtileri ortaya çıkar.
Kansızlık belirtileri...
Kansızlığın en sık görülen belirtileri solukluk, halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntıdır. Aşırı kansızlık durumunda ise dudak ve ağızda çatlaklar, kulak çınlaması, tırnaklarda kırılmalar, yutma güçlükleri ve toprak yeme gibi anormallikler ortaya çıkar.
Bu nedenle hamileliğin 16.-20. haftalarından itibaren hergün demir içeren haplar alınmalıdır. Demir ile beraber C vitamini alınması demirin emilimini arttırır. En iyisi demir hapının portakal suyu ile içilmesidir.
Dikkat! Demir hapı süt ile birlikte alınmamalıdır. Süt demirin emilimini engeller. Yine mide ekşimesi için alınan anti asitlerde demir emilimini etkiler.
Demir hapları dışkıya siyaha çalan bir renk verirler. Önemli bir durum değildir. Bazan demir doğuma kadar kapatılamayacak düzeyde düşük olabilir. Bu durumda demir içeren iğneler bu açığı kısa sürede kapatır. Bazan kan verilmesi gerekebilir.
Vitamin desteği ne kadar gerekli?..
Bizim ülkemiz için vitamin ve mineral desteği genelde gereksizdir. Birçok sebze ve meyve günlük ihtiyaçdan çok daha fazla vitamin içerir. Genelde hamilelere vitamin hapları vermek alışkanlık olmuştur. Bu haplar iştah açabilir ve mide bağırsak sistemini gereksiz yere yorar. Ikiz hamilelikde, dirençli kusmalarda ve hastalık hallerinde bazı özel vitaminlere karşı gereksinim artar.
Dikkat! Vitaminin fazlası yarar değil zarar verir. Fazla D vitamini yenidoğanda kalsiyum fazlalığına ve buna bağlı ciddi sorunlara yol açar. Fazla A vitamini Can'da bel kemiği açıklıkları, kemik sakatlıkları, ve idrar yolu bozukluklarına yol açabilmektedir.
Kalsiyum ve fluor...
Yarım litre süt günlük kalsiyum gereksinimini fazla fazla karşılar. Dışardan alınan fazla kalsiyum vücuda karışmadan dışkı ile atılır.
Hamileliği sırasında fluor desteği alan Annelerin çocuklarında daha az diş çürümesine rastlanıldığına ait çalışmalar vardır. Bu nedenle günde 2 mg fluor (Örneğin Zymafluor draje) alınması önerilmektedir.
İhmal edilen altın besin: Su...
Suyun yararı genelde unutulur ve hak ettiği önem verilmez. Günde en az 2 litre temiz ve yumuşak su içilmelidir. Su tüm organların düzenli çalışmasını sağlar. Özellikle böbrekler ve bağırsaklar daha düzenli çalışır. Vücutta biriken zararlı atıklar daha hızlı temizlenir. Kişi kendini çok daha iyi ve zinde hisseder. Çay, kahve gibi içecekler bu iki litrenin dışında tutulmalıdır.
Tuzu azaltmak yanlıştır...
Genelde hamilelerin tuzsuz yemesi gerektiğine inanılır. Tuz bir çok olay için gerekli bir besindir ve hamilelikte tuza ihtiyaç artar. Azaltılması doğru değildir. Tuz sadece yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği olan Annelerde kısıtlanır.
Yapay tatlandırıcılar...
Fazla kaloriden kaçınmak amacıyla yapay tatlandırıcı kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Sakkarin kullanılmamalıdır. Aspartam içeren tatlandırıcılar hakkında şimdilik bir olumsuzluk belirtilmemektedir. Günlük gereksinim kadar kullanılabilir.
Hamilelikte alınan kilo nelere aittir?
Hamilelikte artan kilonun 3.5 kilogramı bebeğe aittir. Plasenta 500 gram, amnion sıvısı 1 kilogram, ağırlığı artan uterus 1 kilogram, memeler 300 gram, artan kan ve sıvı da 6 kg gelir. Bunun dışında alınacak kilo vücutta yağ olarak depolanacak ve doğumdan sonra Annede'da kalacaktır.
Bir bebeğin gelişmesi için ek olarak toplam 55.000 kalori gerekir.
Tok kalmak için...
Hamileler olur olmaz zamanlarda acıkır. Bu zamanlarda az kalori verecek ve tok tutacak gıdalar alınmalıdır. Örneğin patlamış mısır, kavrulmuş buğday gibi.
Bilinçsiz diyet sakıncalı...
Günümüzde yaygınlaşan ve pek de sağlığı düşünmeksizin baskınlaşan estetik merak nedeniyle bir çok Anne adayı hamilelikte kilo almaktan kaçınmaya çalışır. Vücudunun bozulması endişesi ile hamilelikte de diyet yapmayı sürdürür. Yalnızca bu amaçlla yapılan diyetler vücut gereksinimini karşılayamazsa protein depoları kullanır. Bu durum da da Can'a gerekli protein sağlanamaz.


KAYNAK :
http://www.genetikbilimi.com

ANNE ADAYLARININ DIKKAT ETMESİ GEREKENLER

Hamile kadınlar her zaman birşeyleri dert ederler. Soluduğumuz hava kirli mi? İçtiğimiz su temiz mi? Eşimin içtiği sigara yada bu sabah içtiğim kahve bebeğimin sağlığına zarar verebilir mi? Ya dişçide çektirdiğim röntgen? Bu tür kaygılar hamileliği gereksiz yere sinir bozucuhale getirebilir. Ama bilgi; hem bunlardan kurtulmanızı sağlar hem de sağlıklı bir bebeğiniz olma olasılığını arttırır. Hamileliğiniz sırasında bebeğinize zarar vermemek istiyorsanız lütfen aşağıdakilere bir göz atın:


ALKOL
Hamileliğimizin ikinci ayına kadar genellikle hamile kalındığından habersiz olduğumuz için; bunu bilmemiz halinde asla yapmayacağımızşeyleri, bilmeden yaparız. Hamilelik süresince fazla içki içmenin bebekte birçok soruna yol açtığı gösterilmiştir. Bebeğin kan dolaşımına giren alkol miktarının anne kanındaki alkol yoğunluğuna yaklaşık olduğu ve annenin aldığı alkolü bebeğinde paylaştığı göz önüne alınırsa bu pek de şaşırtıcı sayılmaz. Alkolü bedenden atmak için gereken süre bebekte annenin iki katıdır. Yani anne hafif çakır keyifken, bebek sarhoştur.
Hamilelik boyunca ağır alkol alımı (günde 5-6 kadeh şarap, bira, rakı) ciddi doğum koplikasyonlarının yanı sıra bebekle ilgili alkol sendromuna da yol açar. Bu durumda bebek normalden küçüktür ve genellikle zihinsel özürlüdür. Baş, yüz, kollar, bacaklar ve merkezi sinir sisteminde (beyin ve omurilik) bir çok yapı bozukluğu vardır. Ayrıca bu bebeklerde yenidoğan döneminde (doğum sonrası ilk 28 gün) ölüm oranı yüksektir. Bebekte daha sonra çocukluk döneminde de öğrenimsel, davranışsal ve toplumsal uyumla ilgili sorunlar oluşur.
İçki içmeyi sürdürmenin riski doza bağlıdır, ne kadar çok içerseniz, bebeğinize vereceğiniz zarar o kadar çok olur. Hamilelikte orta derece alkol tüketimi bile (günde 1-2 kadeh) düşük riskinin artması, düşük doğum ağırlığı ve doğum sırasında komplikasyonlar gibi çeşitli ciddi sorunlara yol açabilir. Çocuklar büyüdüğünde de davranışlarını, öğrenme yeteneklerini ve çevrelerine gösterecekleri uyumu etkilemektedir.
Bazı kadınlar hamilelikleri süresince hafif örneğin geceleri bir kadeh içmelerine karşın sağlıklı bebekleri olabilir. Ancak bunun hiçbir garantisi yoktur. Hamilelikte güvenli alkol dozu, eğer varsa bilebilinmemektedir. Eğer gün sonunda yorgunluğunuzu atmak için bir kokteyl almayı veya akşam yemeğinde bir kadeh şarap içmeyi adet halinegetirdiyseniz, belkide şimdi bu yaşam biçiminizi değiştirmenin tam sırasıdır.Gevşemek içim içki alıyorsanız müzik, masaj, ılık banyo,spor, okuma gibi başka yöntemleri seçebilirsiniz.

SİGARA
Hamilelikten önce içtiğiniz süre ne kadar olursa olsun sigaranın gelişmekte oln bebeğe zarar verdiği konusunda kesin bir kanıtyoktur. Ama hamilelik sirasında içilen sigara kesin ve belgelenmiş hasarlarvermektedir. Sigara hamilelikte düşük ve ölü doğuma sebepolduğu gibi çeştli komplikasyonlarda sigara içen annelerde çok daha sık gözlenmektedir.Bunlar arasında vajinalkanama, anormal plasenta yerleşimi,plasentanın erken ayrılması,erken kese yırtılması ve erken doğumdur.


Sigaranın en sık rastlanan etkisi ise düşük doğum ağırlığıdır.Sanayileşmiş ülkelerde küçük doğan bebeklerin üçte birinden sigara sorumlututulmaktadır.Düşük doğum ağırlığı ise bereberinde artan hastalık ve bebek ölüm riskini getirir.
Sigaranın başka potansiyel riskleride vardır.Anneleri sigara içen bebeklerde apne (ani soluk almanın durması)olasılığı fazladır. Sigara içmeyen annelerin bebeklerine göre Ani Bebek Ölüm Sendromu iki kat fazladır.Ayrıca genelde sigara içen annelerin bebekleri içmeyenlerinki kadar sağlıklı değildir.Bu bebeklerin büyümelerinin sigara içmeyen annelerin bebeklerinin büyümelerine yetişemediğine,uzundönemde bedensel ve zihinsel kusurları olduğuna ve hiperaktif olduklarına dair kanıtlar vardır.
Bir çalışmada hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içen annelerin çocuklarının solunum sistemi hastalıklarına daha yatkın olduğu,diğer çocuklara göre daha kısa boylu oldukları ve okul başarılarının daha az olduğu gösterilmiştir.Bütün bu yan etkilere sebep olan karbonmonoksitzehirlenmesi; annenin kanındaki yüksek oranda karbonmonoksitin plasenta yolu ilebebeğe geçmesi ve bebeğin daha az oksijen almasıdır.Sigara içtiğinizde bebeğiniz duman dolu bir rahmin içine hapsedilmişolur, kalp atışları hızlanır. Hepsinden kötüsü büyüyemez ve gelişemez.
Haberler hep kötü değildir. Bazı çalışmalar hamileliğin erken döneminde sigara içmeyi bırakan kadınların(4.aydan önce olmalı) bebeğe zarar verme riskini sigara içmeyen annelerle aynı düzeye indirdiğini göstermektedir.Daha erken olması çok daha iyidir ama son ayda bile sigarayı bırakmak, doğum sırasında bebeğe giden oksijen akımını korumaya yardımcı olur.Bazı kadınlar için sigarayı bırakmak hamileliğinerken döneminde ani bir tiksinti geliştiğinden çok kolaydır.Eğer bu kadar şanslı değilseniz, başka yöntemleri hatta hipnozu biledeneyebilirsiniz.

İnsanların çoğu sigarayı bıraktıklarında yoksunluk belirtileri yaşarlar. Bu belirtiler ve yoğunlukları kişiden kişiye değişir.En sık görülenler sigara için çok şiddetli özlemduymak, sinirlilik, kaygı, huzursuzluk, eller ve ayaklarda uyuşma,baş dönmesi, yorgunluk, uyku ve mide bağırsak bozukluklarıdır. Bazı insanlar ise başlangıçta hem bedensel,hemde zihinsel güçlerinde azalma hissederler.Bütün bunlar geçici durumlardır ve bunları azaltmak için birşeyleryapabilirsiniz. Kahveden kaçının, çünkü sinirliliğinizi arttırabilir.Dinlenin, alıştırma yapın (nikotinden aldığınız uyarının yerini doldurmak için).Zihninizi bir kaç gün dinlenmeye bırakın, zihinsel çaba gerektirmeyen işler yapın,sinemaya yada sigara içmenin yasak olduğu yerlere gidin.Sigarayı bırakmanın kötü etkileri birkaç gün ile birkaçhafta arasında sürer,ama yararı siz ve bebeğiniz için yaşam boyu devam edecektir.

Sigara içmek yalnız içen kişiyi değil,çevresindeki herkesi etkiler.Buna karnında gelişmekte olan bebeği ile anne adayıdadahildir. Bu nedenle eşiniz,evinizde yaşayanlar yada yan masada çalışan iş arkadaşınız sigara içtiğinde neredeyse sizin içmeniz kadar etkilenecektir.Eğer eşiniz sigarayı bırakmayacağını söylüyorsa,ona en azından evin dışında yadasizden ve bebeğinizden uzakta içmesinisöyleyebilirsiniz. Sigarayı bırakması elbette hem kendi sağlığı hemde bebeğin doğduktan sonraki uzun dönem sağlığı için çok dahaiyidir. Çalışmalar, annenin yada babanın sigara içmesinin çocuklarında solunum sorunlarına ve akciğer gelişiminde bozulmaya neden olduğunu göstermiştir.

KAFEİN
Kafein kahve, çay, kola gibi içeceklerde bulunur ve annenin aldığı kafein plasentadan geçerek bebek kan dolaşımına girer.İnsanlar üzerinde ve gelişen bebeğe kafeinin nasıl bir etki yaptığı yada zararı olup olmadığı henüz tam açıklığa kavuşmuş değildir.Ama en son çalışmalardan biri günde 2 fincan kahve eşdeğeri kafeinin düşük riskini iki katına çıkardığını göstermiştir.Anne adaylarının eldeki bilgilerartana kadar kahve içmemeleri daha akıllıca olur.
Kafeinli kahve, çay yada kolayı bırakmanız için başka ek nedenlerde vardır.Hepsinden önce bunların idrar söktürücü etkiside vardır,anne ve bebek sağlığı için gerekli olan sıvı ve kalsiyumu bedenden uzaklaştırır.Sık idrara çıkma sorununuz varsa, kahve bunu arttıracaktır.

İkinci olarak, kahve ve çay özellikle krema ve tatlandırıcılarla kullanılıyorsa tıkayıcıdır ve gereksiniminiz olan besinlere karşı iştahınızıtıkayabilir.Kola yalnız tıkayıcı değildir,aynı zamanda bazı kimyasal maddeler ve gereksiz şeker içerir.
Üçüncüsü kafein hamilelikte normal duygu durumu dalgalanmalarını arttırıp,yeterince dinlenmenizi engelleyebilir.
Dördüncü olarak kafein sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan demirin emilmesini engelleyebilir.
Yapılan bazı araştırmalar göstermiştir ki,aşırı kafein tüketimi anormal kalp atımı,hızlı solukalma, yenidoğanda titremeler ve ileriki yaşamında şeker hastalığı gelişimi ile sonuçlanabilir.

Kafein alışkanlığınızdan nasıl kurtulursunuz:
İlk adım bırakmak için bir motivasyonunuz olmasıdır.Bu hamilelikte kolaydır,çünkü amaç sağlıklı bir bebeğiniz olmasıdır.İkinci olarak kafeine niçin düşkün olduğunuzu belirlemeli ve bu ihtiyacınızı gidermek için yerine neler koyabileceğinizi bulmaktır.Eğer kahvenin yadaçayın tadını seviyorsanız ve sıcak bir içecek sizi çekiyorsa,kafeini alınmış olanları seçebilirsiniz. Ama en sağlıklısı tüm bunların yerine%100 saf meyve sularını tüketmenizdir.Eğer kafeinin uyarıcılığına gereksiniminizvarsa, daha doğal ve daha uzun etkili uyarıyı alıştırma veiyi besinlerden,sizi canlandıracak birşey yapmaktan (dansetmek, koşmak, yürüyüş) alabilirsiniz. Kafeini bıraktıktan sonra kuşkusuz bir kaç günkendinizi kötü hissedeceksiniz ama daha sonra herzamankinden iyi hissedeceksiniz.
Kafein tiryakilik yapan bir maddedir ve aniden bırakanlardabaş ağrısı, sinirlilik, yorgunluk, uyuşukluk gibi yoksunluk belirtileriolur. Bu nedenle kafeini yavaş yavaş bırakmak daha akıllıcaolur. Fincanınızı her gün biraz daha azaltarak,en sonunda hiç içmemeyi başarabilirsiniz.

Şu önerilere dikkat edin:

• Kan şekerinizin ve enerji düzeyinizin düşmesine fırsat vermeyin.Protein ve karışık karbonhidratlardan zengin besinleri küçük porsiyonlar halinde ve sık yiyin.
• Her gün bol egzersiz yapın.
• Uykunuzu alın. Bu kafeinsiz daha kolay olacaktır.

X IŞINLARI (RÖNTGEN)
Hamilelik sırasında çekilen röntgenlerin güvenli olup olmadığı karmaşık bir konudur,ama tanısal amaçlı çekilen bu filmlerin bebeğe zarar vermesi çok nadirdir. Röntgen ışınlarından yayılan radyasyonun zarar verip vermeyeceğini üç etken belirler.Birincisi; radyasyon miktarıdır. Cenin ve bebekte ciddi hasar yalnızca çok yüksek dozlarda (50-250 rad)oluşur. Çağdaş röntgen araçları çok nadir olarak 5 rad'dan fazla ışın yaydıkları için genellikle bir sorun oluşmaz.
İkinci etken, ışının ne zaman alındığıdır. Çok yüksek dozlarda bile yumurtanın rahme yerleşmesinden önce dokunun etkilenme riski yoktur.Bebeğin organlarının gelişiminin erken dönemlerinde (döllenme sonrası 3-4.haftalar) ve hamilelik boyunca merkezi sinir sisteminin zarar görme riski vardır. Ama bu yalnızca yüksek dozlarda gerçekleşir.
Üçüncü etken ise, rahmin gerçekten ışına maruz kalmasıdır.Günümüzün röntgen cihazları,görmek istenen alanı iyi belirlemekte ve diğer bölgeleri ışından korumaktadır.Röntgen filmlerinin çoğu anenin karın ve kalça bölümüne böylece rahme gelecek ışınları önlemek için kurşun bir levha ile çekilir.Ama karın röntgeninin bile zararlı olma olasılığı 10 rad dan fazla ışık yaymadığı için yoktur.
Ama tabiki ne kadar küçük olursa olsun gereksiz risk almanında bir mantığı yoktur. Bu nedenle genellikle acil önemi olmayan röntgen çekimlerinin doğumdan sonraya ertelenmesi önerilir. Bebeğin röntgen ışınlarından zarar görme olasılığı düşük olduğu için, anne adayının sağlığı açısından gereken bir röntgeninde çekilmesinden vazgeçilip anne tehlikeye atılmamalıdır.
Hamilelik sırasında röntgen ışınlarının küçük zararı aşağıdaki kurallara uyularak en aza indirilebilir:

• Sizden röntgen çektirmenizi isteyen doktora hamile olduğunuzu mutlaka söyleyin.
• Hamilelik sırasında çok gerekli olmadıkça röntgen çektirmeyin.
• Yerine daha güvenli bir tanısal işlem kullanılabiliyorsa röntgen çektirmeyin.
• Eğer röntgen şartsa,ehliyetli ve güvenilir bir merkezde çekilmesine özen gösterin.
• Teknisyenin uyarılarını dikkatle dinleyip,özellikle çekim sırasında kımıldamamaya dikkat ederek,çekimin yinelenmemesini sağlayın.
• Hepsinden önemlisi röntgen çektirmeniz gerekiyorsa,zamanınızı olası zararları hakkında kaygılanıp durarak geçirmeyin.Unutmayın ki, emniyet kemerinizi bağlamayı unuttuğunuz durumda bile bebek daha büyük bir tehlike altındadır.

ŞEKER YERİNE KULLANILAN TATLANDIRICILAR
Rejimciler için tatsız bir süpriz olacak ama şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar kilonun korunmasında nadiren faydalıolurlar. Bu tatlandırıcılarla kilo kontrolü sağlansa bile anne adaylarının bunları kullanırken dikkatli olmaları önerilir.Ne yazık ki, hamilelikte sakkarin kullanımı ile ilgili yeterince araştırma bulunmamaktadır. Hayvan deneyleri, hamilelerin bu maddeyi almalarının, yavrularda kanser gelişimine yol açtığını göstermiştir. Tatlandırıcılar insanda plasentayı geçtiği ve bebekteki dokulardan çok yavaş atıldığı için,hamilelik öncesi ve hamilelik süresince sakkarin kullanılmaması akıllıca olur.
Öte yandan çalışmalar,hamilelik sırasında tatlandırıcı olarak aspartamın(nutrasweet) kullanılmasının zararlı etkisi olmadığını göstermiştir. Hekimlerin çoğu hamilelik sırasında bu tatlandırıcının ılımlı miktarda kullanılmasına izinverebilir. Ama aspartamlı tatlandırıcıların katıldığı pek çok ürünün besin değeri olmadığından hamile kadınların bunları alırken seçici olmasında fayda vardır.
Hamilelik sırasında en güvenilir tatlılar doğal meyve ve meyve sularıdır.Daha besleyici tatlı ve içecekler yerine midenizi diyet içeceklerle doldurmak size bir fayda sağlamayacaktır.

EV İÇİ TEHLİKELER

Ev temizleme ürünleri:
Bir çok temizlik ürünü yıllardır kullanımda ve temiz evler ile doğumsal kusurlar arasında birbağlantı henüz kurulamadı.Temizlik maddelerini ara sıra tesadüfen solumanın gelişmekte olan bebeğe zararlı bir etkisi olduğunu henüz hiçbir çalışma gösteremedi. Eğer temizlik ürünlerine maruz kaldıysanız bunun için kaygılanmayın ama hamileliğin kalan süresi boyunca makul ölçüde temizlik yapın.

Aşağıdaki uyarılara dikkat edin;

• Ürünün kuvvetli bir kokusu ve dumanı varsa doğrudan solumayın. Havalandırması iyi olan bir yerde kullanın yada hiç kullanmayın.
• Aerosoller yerine pompalı spreyler kullanın.
• Hiç bir zaman(hamile değilken bile) klorlu ürünleri amonyaklı olanlarla birleştirmeyin,bu karışım öldürücü dumanlar çıkarabilir.
• Etiketlerinde zehirli olduğuna ilşkin uyarı bulunan fırın temizleyici ve leke çıkarıcı ürünleri kullanmaktan kaçının.
• Temizlik yaparken lastik eldivenler kullanın,Bu yalnızca ellerinizi korumakla kalmaz,deriden zehirli kimyasal maddelerin emilimini de engeller.
• Temizlik yaparken her zaman bulunduğunuz ortamı havalandırmaya özen gösterin.

Kurşun:
Son yıllarda kurşunun uzun yıllardır boya parçalarını yutan çocuklarda zeka geriliği yaptığıbilinmektedir. Hamile kadınları ve bebeğide etkilediği keşfedilmiştir. Bu metale fazla miktarda maruz kalmak hamilelerde yüksek tansiyon riskini arttırmakta ve hatta düşük nedeni olmaktadır. Bebekte ciddi davranış sorunları ve nörolojik sorunlardan, küçük doğumsal kusurlara kadar değişen zararlara neden olur.
Neyse ki kurşuna maruz kalmaktan korunmak, yol açtığı sorunların yanında çok kolaydır.İçme suyu,kurşunun ana kaynağı olduğu için, suyunuzun kurşunsuz olduğundan emin olun. Evinizin boyasıda kurşun içerebileceğinden,herhangi sebeple evinizin boyası kazınıyorsa evden uzak durun. Başka bir kaynak da çini porselen yada çanak çömlekteki kurşunun bulaştığıyiyeceklerdir. Eğer kuşku duyduğunuz antika yada eski bir tabak yada sürahiniz varsa içinde gıda saklamayın.

Böcek öldürücüler:
Bazı böcekler sizin için bir tehdit gibi görünsede aslında hamilelik açısından tehlike oluşturmazlar.Ama onları yok etmek için kullandığınız ilaçlar bebeğiniz için daha büyük bir tehlikedir. Bulunduğunuz bölge yeni ilaçlandıysa, koku kaybolana kadar dışarı çıkmayın. Pencerelerinizi kapayın. Eğer apartmanınız ilaçlanıyorsa ve siz bunu erteletemezseniz, kendi evinizin kapı ve pencerelerini sıkıca kapayın. Mutfak dolaplarını sıkıca kapatın ve yemek hazırlanan bölümünün üzerini örtün. Apartmandan bir iki gün uzak durun ve eve döndüğünüzde sık sık pencerelerini açıp havalandırın.
Mümkünse böceklerle doğal yolla mücadele edin.Kazara böcek ilacına maruz kaldıysanız hemen paniğe kapılmayın.Kısa süre ve dolaylı maruz kalma bebeğinize hemen zarar vermez.Açık havaya çıkın ve derin nefes alıp verin.

"Bebeğinizi beklerken sizi neler bekler" kitabından alınmıştır.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails