GÜZEL YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GÜZEL YAZILAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ocak 2012 Pazar
BİR GÜNLÜK NAMAZLA NE KAZANIYORUZ?
Namazın bütün ibâdetleri içine alan bir ibâdet olduğunu bilmem biliyor musunuz?
Konuyla ilgili bâzı teknik rakamlar vermek istiyorum:
• Günde 40 rek’at namaz kılıyoruz Bu 40 rek’atın 17’si farz, 3’ü vâcib, 20’si sünnettir
• Bir senede 14600 rek’at namaz kılıyoruz
• Ramazan’da 600 rek’at teravih namazı kılıyoruz
• Toplam bir yılda 15200 rek’at namaz kılmış oluyoruz
• Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüt namazı gibi nâfile namazlar 15200 rek’at sayısı dışındadır
Namaz kılan bir mü’min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü? Gelin ortalama bir rakam çıkaralım:
Namaz kılan bir mü’min bir günde en az
– 40 def’a Besmele çekiyor
– 40 def’a Fatiha sûresini okuyor
– 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor
– 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor
– 213 def’a ALLAH-u Ekber diyor
– 120 def’a Sübhane Rabb’iye’l-Azim, diyor
– 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ, diyor
– 15 def’a Sübhaneke duâsını okuyor
– 40 def’a Semi ALLAHu limen hamideh diyor
– 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor
– 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor
– 33 def’a Zamm-ı Sûre okuyor
– 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor
– 21 def’a Kelime-i Şehadet’i söylüyor
– 26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor
– 13 def’a ALLAHümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve’l-ikrâm, diyor
– 13 def’a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor
– 13 def’a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor
– 15 def’a ALLAHümme Salli selâvatını okuyor
– 15 def’a ALLAHümme bârik selavatını okuyor
– 15 def’a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden ALLAH’a sığınıyor
23 Aralık 2011 Cuma
Cemal Süreya - Kadınlar susarak gider
KADINLAR SUSARAK GİDER ! Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar.... Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. CEMAL SÜREYA
16 Ağustos 2011 Salı
BLOĞUMA UĞRAMIŞKEN
Uzun zamandır bloğuma gelmemişim ayy kaç ay oldu bilmiyorum neyse uzun lafın kısası mubarek ramazan ayınızı kutlarım umarım bol dualı bır zaman geçiriyorsunuzdur gelelim güncel konulara bu gelmedığım zamanlarda ne olaylar oldu ne olaylar üzüntüyüde yaşadık kederide yaşadık çok ilden evlat acılarıyla yüreğimiz parçalandı pkk olucak illet evlatlarımıza acımadan canlarını aldılar :( şehitlerimize Allahtan rahmet ailelerine baş sağlığı diliyorum Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın çok kötü çok şimdide somalideki kardeşlerimizin açlıkla savaştığını görüyoruz biz ekmekler kurudu küflendi diye atarken çacuklarımız ben bunu yemem derken somalideki insanlarımız suyu kaynatıp çorba niyetine içmektedirler anneler çocuklarını yollarda bırakıp sağlamlarını yanları götürüyorlar bazıları ıse ölmüş olsalar dahi bir kuru ekmek fazladan alayım diye öbürkü çocuğunun karnını doyurmak amacıyla ölüsünü yanında tyaşıyor vay halimize vayyy Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin kimseyi açlıkla sınamasın ( amin) şu bol rahmetli ve bereketli gecelerde Allaha sığınarak duamızı edelim Allahım muhtaçlara yardım hastalara şifa sehitlerimize cennet nasip eyle ( amin)
17 Mart 2011 Perşembe
BU NE SAÇMA OLAY
BLOĞUMA ERİSEMİYORUM AMA KONTROL PANELİNDEN YAZI YAZIP BLOĞUMDA YAYINLAYABİLİYORUM BU NE SAÇMA BİR OLAY YAHUU HANİ AÇILACAKTI BUGÜN BLOGLAR TÜRKİYEDE YAŞAMAK ÇOK ZORRR
2 Mart 2011 Çarşamba
FENG SHUİ
Feng Shui
Feng Shui bulunduğumuz ortamda (bu iç ya da dış mekan olabilir) uyum içinde yaşama bilimidir ve bu uyumu sağlamak için de her ortam için değişik teknikler kullanılır. Sözlük anlamı "rüzgar" ve "su" dur. Rüzgar ve su, doğayı etkileyen iki akıcı elementtir.Chi yaşam enerjisi nedir? Yaşadığımız mekanda , çevremizde bizi etkileyen ve devamlı hareket eden kozmik, metafiziksel enerjiler vardır. Bu enerjinin adı "Chi"'dir. Chi atmosferde sessizce ve görünmeden sürekli dolaşır, çok güçlüdür. Çin'liler bu gücü "Ejderha'nın kozmik nefesi" olarak tanımlarlar. Feng Shui'nin amacı bu enerjiyi bize en faydalı olacak şekilde yakalamaktır. Pozitif ve negatik enerjiler nelerdir?Pozitif Enerji (Sheng Chi) Chi yaşam enerjisi toprakta, havada, vücudumuzda, kısacası her yerde vardır. Önemli olan, bu enerji akışını bloke etmemek ve akışın dik bir hat üzerinde olmamasını sağlamaktır. Bunu yaptığımızda enerjiyi pozitif enerjiye dönüştürürür. Negatif Enerji (Shar Chi) Dik bir hat üzerinden bize yansıyan enerjinin akışı hızlı olur ve bu negatif enerjidir. Feng Shui, negatif enerjiyi önleyici yöntemler içerir. Neden Feng Shui? Çinliler, pozitif ve negatif enerjilerin insanların hayatını olumlu ve olumsuz etkilediğine inanırlar. Feng Shui doğru olarak uygulandığı takdirde olumlu sonuçları hem insanın kendisi için hem de ailenin diğer bireyleri için görülür. Feng Shui bize yaşadığımız mekanı, iş yerimizi yani bütün çevremizi en akıllı şekilde nasıl kullanacağımızı öğretir. Feng Shui ve yaşadığımız mekan Yaşadığımız mekanda enerji (Chi) akışının yavaş ve yumuşak dolaşarak hareket etmesini sağlamamız gerekir. Evimizde bu açıdan iki önemli yer vardır: Pozitif enerji akışını sağlamak için dikkat edilmesi gereken noktalar: 1. Giriş Kapısı: Evin giriş (sokak) kapısının baktığı yön çok önemlidir. Ayrıca kapıdan girişte, pozitif enerji sağlamak için şu noktalara dikkat edilmelidir: Giriş kapısının karşısında tuvalet olması ya da iki katlı müstakil evlerde giriş kapısının üzerinde tuvalet olması, size gelen misafirler, tıpkı sifonun çekilişi gibi akıp gideceğinden uygun değildir. Giriş kapısının karşısında merdiven ya da başka kapı olmamalıdır. Çünkü enerjinin akışı hızlı, dik olarak gelir ve diğer kapıdan çıkar. Giriş kapısının karşısında ayna da olmamalıdır. İçeri giren enerji aynadan yansıyarak tekrar dışarı çıkacaktır. Ayrıca, giriş kapısı ile aynı hat üzerinde üç veya daha fazla kapının olmaması gerekir. Bu kural koridorlar için de geçerlidir. Eğer üç tane kapı birbiri üzerine açılıyorsa o mekanda her zaman kavga, münakaşa problemi olacaktır. Giriş kapısının karşısında sivri köşe ve kolon bulunmamalıdır. Yine giriş kapısı karşısında cam olmamalıdır. Aksi takdirde içeri giren enerjinin eve yayılma şansı olmayacak, tekrar dışarı çıkacaktır. 2. Yatak Odası Hayatımızın üçte birini uyuyarak geçirdiğimizden, enerjimizi tekrar şarj etmemiz ve iyi dinlenebilmemiz için yatak odasının yerleştirme düzeni çok önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: Ayaklar kapıya doğru uyunmamalıdır. Yatak odasında kullanılan çarşaf ve örtüler düz renklerde seçilmeli, eğer desenli ise geometrik şekiller tercih edilmemelidir. Çünkü bu şekiller negatif enerji yayarlar ve dinlenmemizi engellerler. Yatakbaşı pencereye dayalı veya pencerenin altında olmamalıdır. Kiriş altında uyumak sakıncalıdır, çünkü kirişler ayrılığı sembolize eder ve bunların altında uyuyan kişilerin sağlık problemleri olur. Bu kural oturma mekanları için de geçerlidir. Evli çiftlerin, tek kişilik iki ayrı yatağı yanyana koyup kullanması ayrılığı sembolize eder. Ebeveyn yatak odasının güneybatı yönünde olması evlilik ilişkilerinde mutluluğu getirir. Yatak odasında mümkün olduğu kadar yang renkleri, (kırmızı, altın rengi) kullanmalıdır. Çünkü uyku yin (-) bir aktivitedir ve bu renkler enerjiyi canlandırır ve fazla uykuyu önler. Yatak odanızda TV, müzik seti, bilgisayar gibi elektronik aletler bulundurulmamalıdır. Çünkü bu tip aletler elektromanyetik enerjiyi yansıtır ve sağlığınız için zararlıdır. Odada canlı bitki olmamalıdır. Canlı bitki sadece hasta olan insanların yatak odasında pozitif enerji akışı sağlamak için kullanılır. Odada akvaryum gibi su ile ilgili hiçbirşey bulunmamalıdır. Feng Shui ve arazi seçimi Feng Shui'de ev içi yerleşim planı ve dekorasyon kadar, evin konumu ve bulunduğu arazi de çok önemlidir. Yaşadığımız mekanın arkası kuzeye bakıyorsa, bu arkamızı sağlama almak gibi destekleyici bir güç demektir. Mekanın girişi güneye bakıyorsa, bu da pozitif ve olumlu fırsatlar yakalayacağımızı gösterir. Çıkış kapısının sağ tarafı batı ise, bunun mekana koruyucu etkisi olacaktır. Sol taraf doğuya bakıyorsa, maddi gücünüz kuvvetli olacaktır. Düz ve eğimi olmayan araziler Feng Shui açısından iyi değildir. Çünkü enerji akışı diktir ve dolayısıyla negatiftir ve sizi koruyacak hiç bir eğim ya da engebe bulunmamaktadır. Element teorisi nedir? Elementleri incelerken "ÜRETEN" ve "YOK EDEN" özelliklerini bilmek Feng Shui'nin temel kurallarındandır. Bu aynı zamanda Çin astroloji bilimlerinde de kullanılır. Çin falında herkesin doğum tarihine göre (gün, ay ve yıl olarak) hayvan adlarından oluşan bir burcu (Fare, Öküz, Kaplan, Domuz gibi) ve bir elementi (Su, Tahta, Toprak, Ateş, Metal) vardır. Feng Shui'yi uygularken, kendi elementinizi bilmeniz gerekir. Çin astrolojisindeki burcunuzu, elementinizi ve Feng Shui ile ilgili ayrıntılı bilgiyi http://www.feng-shui.com.t/r adresinden öğrenebilirsiniz. Renklerin ' Feng-Shui' si Kış aylarının siyah, füme gibi koyu renkleri Freng Shui felsefesinde tercih edilmiyor. Karışık, siyah, beyaz gibi seçimler Uzakdoğu öğretisine göre vücudun enerjisini yok ediyor. Oysa bedenin ve ruhun renk dengesini düzenlemek için renkli aksesuvarlar kullanmak mümkün.
Siyah, Freng-Shui'de hırsı ve kudreti simgeliyor. İdeal kombinasyon renkleri yeşil ve mavi.
Beyaz hüzün rengi olarak algılanıyor ve yaşam ruhunu zayıflattığına inanılıyor. Önerilen kombinasyon renkleri, gümüş ve altın.
Kahve tonları güç ve egemenliğin temsilcileri. Uygun renk kombinasyonu, kırmızı...
Gri ise kritik bir renk olarak algılanıyor. En iyi renk kombinasyonu, sarı... Kaynak: betek.com.tr
Feng Shui bulunduğumuz ortamda (bu iç ya da dış mekan olabilir) uyum içinde yaşama bilimidir ve bu uyumu sağlamak için de her ortam için değişik teknikler kullanılır. Sözlük anlamı "rüzgar" ve "su" dur. Rüzgar ve su, doğayı etkileyen iki akıcı elementtir.Chi yaşam enerjisi nedir? Yaşadığımız mekanda , çevremizde bizi etkileyen ve devamlı hareket eden kozmik, metafiziksel enerjiler vardır. Bu enerjinin adı "Chi"'dir. Chi atmosferde sessizce ve görünmeden sürekli dolaşır, çok güçlüdür. Çin'liler bu gücü "Ejderha'nın kozmik nefesi" olarak tanımlarlar. Feng Shui'nin amacı bu enerjiyi bize en faydalı olacak şekilde yakalamaktır. Pozitif ve negatik enerjiler nelerdir?Pozitif Enerji (Sheng Chi) Chi yaşam enerjisi toprakta, havada, vücudumuzda, kısacası her yerde vardır. Önemli olan, bu enerji akışını bloke etmemek ve akışın dik bir hat üzerinde olmamasını sağlamaktır. Bunu yaptığımızda enerjiyi pozitif enerjiye dönüştürürür. Negatif Enerji (Shar Chi) Dik bir hat üzerinden bize yansıyan enerjinin akışı hızlı olur ve bu negatif enerjidir. Feng Shui, negatif enerjiyi önleyici yöntemler içerir. Neden Feng Shui? Çinliler, pozitif ve negatif enerjilerin insanların hayatını olumlu ve olumsuz etkilediğine inanırlar. Feng Shui doğru olarak uygulandığı takdirde olumlu sonuçları hem insanın kendisi için hem de ailenin diğer bireyleri için görülür. Feng Shui bize yaşadığımız mekanı, iş yerimizi yani bütün çevremizi en akıllı şekilde nasıl kullanacağımızı öğretir. Feng Shui ve yaşadığımız mekan Yaşadığımız mekanda enerji (Chi) akışının yavaş ve yumuşak dolaşarak hareket etmesini sağlamamız gerekir. Evimizde bu açıdan iki önemli yer vardır: Pozitif enerji akışını sağlamak için dikkat edilmesi gereken noktalar: 1. Giriş Kapısı: Evin giriş (sokak) kapısının baktığı yön çok önemlidir. Ayrıca kapıdan girişte, pozitif enerji sağlamak için şu noktalara dikkat edilmelidir: Giriş kapısının karşısında tuvalet olması ya da iki katlı müstakil evlerde giriş kapısının üzerinde tuvalet olması, size gelen misafirler, tıpkı sifonun çekilişi gibi akıp gideceğinden uygun değildir. Giriş kapısının karşısında merdiven ya da başka kapı olmamalıdır. Çünkü enerjinin akışı hızlı, dik olarak gelir ve diğer kapıdan çıkar. Giriş kapısının karşısında ayna da olmamalıdır. İçeri giren enerji aynadan yansıyarak tekrar dışarı çıkacaktır. Ayrıca, giriş kapısı ile aynı hat üzerinde üç veya daha fazla kapının olmaması gerekir. Bu kural koridorlar için de geçerlidir. Eğer üç tane kapı birbiri üzerine açılıyorsa o mekanda her zaman kavga, münakaşa problemi olacaktır. Giriş kapısının karşısında sivri köşe ve kolon bulunmamalıdır. Yine giriş kapısı karşısında cam olmamalıdır. Aksi takdirde içeri giren enerjinin eve yayılma şansı olmayacak, tekrar dışarı çıkacaktır. 2. Yatak Odası Hayatımızın üçte birini uyuyarak geçirdiğimizden, enerjimizi tekrar şarj etmemiz ve iyi dinlenebilmemiz için yatak odasının yerleştirme düzeni çok önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır: Ayaklar kapıya doğru uyunmamalıdır. Yatak odasında kullanılan çarşaf ve örtüler düz renklerde seçilmeli, eğer desenli ise geometrik şekiller tercih edilmemelidir. Çünkü bu şekiller negatif enerji yayarlar ve dinlenmemizi engellerler. Yatakbaşı pencereye dayalı veya pencerenin altında olmamalıdır. Kiriş altında uyumak sakıncalıdır, çünkü kirişler ayrılığı sembolize eder ve bunların altında uyuyan kişilerin sağlık problemleri olur. Bu kural oturma mekanları için de geçerlidir. Evli çiftlerin, tek kişilik iki ayrı yatağı yanyana koyup kullanması ayrılığı sembolize eder. Ebeveyn yatak odasının güneybatı yönünde olması evlilik ilişkilerinde mutluluğu getirir. Yatak odasında mümkün olduğu kadar yang renkleri, (kırmızı, altın rengi) kullanmalıdır. Çünkü uyku yin (-) bir aktivitedir ve bu renkler enerjiyi canlandırır ve fazla uykuyu önler. Yatak odanızda TV, müzik seti, bilgisayar gibi elektronik aletler bulundurulmamalıdır. Çünkü bu tip aletler elektromanyetik enerjiyi yansıtır ve sağlığınız için zararlıdır. Odada canlı bitki olmamalıdır. Canlı bitki sadece hasta olan insanların yatak odasında pozitif enerji akışı sağlamak için kullanılır. Odada akvaryum gibi su ile ilgili hiçbirşey bulunmamalıdır. Feng Shui ve arazi seçimi Feng Shui'de ev içi yerleşim planı ve dekorasyon kadar, evin konumu ve bulunduğu arazi de çok önemlidir. Yaşadığımız mekanın arkası kuzeye bakıyorsa, bu arkamızı sağlama almak gibi destekleyici bir güç demektir. Mekanın girişi güneye bakıyorsa, bu da pozitif ve olumlu fırsatlar yakalayacağımızı gösterir. Çıkış kapısının sağ tarafı batı ise, bunun mekana koruyucu etkisi olacaktır. Sol taraf doğuya bakıyorsa, maddi gücünüz kuvvetli olacaktır. Düz ve eğimi olmayan araziler Feng Shui açısından iyi değildir. Çünkü enerji akışı diktir ve dolayısıyla negatiftir ve sizi koruyacak hiç bir eğim ya da engebe bulunmamaktadır. Element teorisi nedir? Elementleri incelerken "ÜRETEN" ve "YOK EDEN" özelliklerini bilmek Feng Shui'nin temel kurallarındandır. Bu aynı zamanda Çin astroloji bilimlerinde de kullanılır. Çin falında herkesin doğum tarihine göre (gün, ay ve yıl olarak) hayvan adlarından oluşan bir burcu (Fare, Öküz, Kaplan, Domuz gibi) ve bir elementi (Su, Tahta, Toprak, Ateş, Metal) vardır. Feng Shui'yi uygularken, kendi elementinizi bilmeniz gerekir. Çin astrolojisindeki burcunuzu, elementinizi ve Feng Shui ile ilgili ayrıntılı bilgiyi http://www.feng-shui.com.t/r adresinden öğrenebilirsiniz. Renklerin ' Feng-Shui' si Kış aylarının siyah, füme gibi koyu renkleri Freng Shui felsefesinde tercih edilmiyor. Karışık, siyah, beyaz gibi seçimler Uzakdoğu öğretisine göre vücudun enerjisini yok ediyor. Oysa bedenin ve ruhun renk dengesini düzenlemek için renkli aksesuvarlar kullanmak mümkün.
Siyah, Freng-Shui'de hırsı ve kudreti simgeliyor. İdeal kombinasyon renkleri yeşil ve mavi.
Beyaz hüzün rengi olarak algılanıyor ve yaşam ruhunu zayıflattığına inanılıyor. Önerilen kombinasyon renkleri, gümüş ve altın.
Kahve tonları güç ve egemenliğin temsilcileri. Uygun renk kombinasyonu, kırmızı...
Gri ise kritik bir renk olarak algılanıyor. En iyi renk kombinasyonu, sarı... Kaynak: betek.com.tr
28 Şubat 2011 Pazartesi
NEGATİF ENERJİYİ POZİTİF ENERJİYE DÖNÜŞTÜRMEK
Gecenler izlediğim bir programda negatif enerjilerin bizi nasıl etkilediğini bize ne gibi yan etkilere maruz bıraktığını izledim.Dedimki gerçekten böyle bir enerji varmı hayatımızda ve araştırdım .Okadar çevremizde olaylar oluyor ki biz bunları farkedemiyoruz bile size arastırdığım konunun makalesini buraya yazıcam şunu bilinki hayatınızda bu makaleyi okuduktan sonra hayatınızda bir çok sey değişecek.
Vücut içinde devamlı titreşen ,düşük voltajlı bir elektromanyetik akım vardır.Bu akım fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece bir bedenden diğerine akış yapabildiği gibi ,insandan maddeye de akış yapabilir.
BİO-ENERJİ NEDİR?
Doğal olan bir enerjidir. Yani yaşamımız için gerekli olan hayati enerjidir. Bilim insan organizmasının yalnız moleküllerden oluşan fiziksel bir yapıya sahip olmadığını tüm kainatta olduğu gibi bir enerji alanına sahip olduğunu doğrular.Vücut içinde devamlı titreşen ,düşük voltajlı bir elektromanyetik akım vardır.Bu akım fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece bir bedenden diğerine akış yapabildiği gibi ,insandan maddeye de akış yapabilir.Yani oturduğuz koltuğa,giydiğiniz kıyafetlere ,taktığınız takılara ve kullandığınız her şeye akış yapabilir. Sağlıklı bir bedende negatif enerji bulunmaz,eğer hastalık varsa veya kişi hep olumsuz,pesimist ve beyninde kısır döngülerle yaşıyorsa negatif enerji üretmeye başlar.İşte o zaman birçok hastalıklara zemin hazırlanmış olur. Ayrıca negatif olan bir insan mutsuzdur, sürekli mutsuzluksa beraberinde depresyonu getirir.
Pozitif enerji vücudumuza ÇAKRA denilen enerji merkezlerimizden girer. Bizim için üç enerji çok önemlidir .Birtanesi Kozmik enerjidir.,biz doğadan yani güneş,ay,hava ,su , toprak ve bitkilerden KOZMİK enerji alırız.Diğerleri Rab ve Rahman enerjisidir ki ,bu, Tanrı’nın biz istemeden sunduğu veya dualarımız sonucu pozitiflenerek bize sunulan enerji şeklidir.İşte bu üç enerjinin vücudumuza tam girebilmesi için içimizde KİN,NEFRET;ÖFKE ve AFFEDEMEMEZLİK duygularının olmaması lazımdır.Eğer bu duygulardan bir tanesi bile varsa bu enerjiler vücudumuza giremez ve biz hasta ve mutsuz olmaya başlarız.
ENERJİYİ GÖREBİLİRMİYİZ?
Güneşli bir günde gözlerinizi havaya dikerek boşluğa uzun bir süre bakın .Gözünüzün önünde hareket eden beyaz kürecikler göreceksiniz işte bunlar Orgon denilen enerji cisimcikleridir.Açık ve güneşli havada bu cisimciklerin daha hızlı hareket ettiklerini görebilirsiniz.
Günümüzde Kirlian adı verilen özel fotograf makineleriyle enerji alanları görüntülenebiliyor.Örneğin; ağacın dalında duran büyükçe bir yaprağın bu makineyle çekilen fotoğraflarında,yaprağın aurasının mavimsi su renginde olduğu görülüyor daha sonra yaprağın ucundan bir parça koparılıp tekrar resmedildiğinde kopuk olan yerin kızılımsı kahve bir renk almış olduğu görülüyor bu renk değişimi bize o bölgenin aurasının değişmiş olduğunu gösteriyor ama bir müddet sonra tekrar resmi çekilen yaprağın aurasının ilk baştaki rengi yansıttığı görülüyor.. Yani enerjiyi görüyoruz.Aynı insanlarda olduğu gibi… Stres anında auramız bozuluyor ama bunu kısır döngüye çevirmezsek hemen düzeliyor.
ENERJİYİ HİSSEDEBİLİRMİYİZ?
Eğer farkındaysanız her an hissediyoruz.Yeni tanıştığınız bir insanı düşünün, ya birden onu çok seversiniz onunla beraber olmaktan zevk alırsınız veya anında size çok itici gelir ve onunla beraber olmamak için bahaneler yaratırsınız.Bu bir akım çekişmesidir.Negatif insanlar hep karşılarındakileri iterler onun içinde iş başvurularında ,yeni başladıkları işlerde ve buna benzer çok olayda ( neden benim işlerim hep bozuluyor) veya( ben ondan daha iyiydim neden o tercih edildi )gibi sorularla yaşarlar. Bazen yeni bir yere girdiğinizde içinizde bir huzur hissedersiniz, orada uzun bir süre kalmak istersiniz . Bazen ise bu çok sevdiğiniz bir arkadaşınızın evi bile olsa o mekan sizi boğar uzun süre orada oturamazsınız hemen oradan gitmek istersiniz .Öyle insanlarla tanıştımki bu hısleri kendi evlerinde de duyuyorlardı ve evlerinden nefret ediyorlardı. . Daha sonrada saçma sapan insanlara kanıp bu evde muska var bana büyü yapıldı diye huzursuzluklarını çözümsüz hale getiriyorlardı. Asıl muskanın kendileri olduklarını,evlerini,iş yerlerini sürekli beyinlerinde negatif enerji üretip negatiflediklerini fark edememişlerdi. Diyelim sorunlarınız var ve çözüm getiremiyorsunuz veya diyelim ki öyle bir kafa yapısına sahipsinizki hep korku ve kuşkularla yaşıyorsunuz ,bardağın hep boş tarafını görüyorsunuz, her şeyden hep şikayet ediyorsunuz ,hep mutsuzsunuz ve etrafınıza da sevgi değil mutsuzluk saçıyorsunuz,kibirlisiniz,doğrular yalnız sizin doğrularınız, inatçısınız hasetsiniz ve bencilsiniz, .Sizin gibi bir arkadaşım olsun asla istemem.Çünkü ben sizi görünce bu huylarınızı yaydığınız enerjiden hemen anlarım ama hemen anlayamayanlar bile bir müddet sonra sizden uzaklaşır sebebini bilmeseler bile..O zaman işlerim neden bozuk, hep olumsuz şeyler benim başıma geliyor diye soracağınıza ben ne yapıyorum hayatımı neden istediğim gibi yaşayamıyorum,nasıl değişebilirim diye sorun.Eğer çok çaresiz ve çıkış yolu bulamıyorsanız beni arayın sizin gibi insanları değiştirmekle geçti ömrüm..Böyle bir insanın evinde ve işyerinde oturduğu koltuğun onun negatifiyle nasıl yüklendiğini bir bilseniz oraya yanlışlıkla oturmanızın dahi size neler yapabileceğini tahmin bile edemezsiniz. Yani tüm eşyalar sahibinin enerjisini yüklenir ve bunu titreşimler halinde yayar.
EVİNİZDEKİ NEGATİF OBJELER
Her akşam evinizde aynı koltuğa oturursunuz . Günün yorgunluğunu,sterslerinizi beyninizdeki tüm olumsuz düşünceleri hep o koltuğa yansıtırsınız,bazen mutluyken bile oturduğunuzda birden yine içinizi tarifsiz bir huzursuzluk kaplar sebebini anlayamazsınız. Oysa negatif enerjinizle yüklediğiniz bu koltuk size sizin enerjinizi yansıtmaya başlamıştır.İşte evinizi nasıl pozitifliyebileceğinizin reçetesini ilerleyen sayılarda size detaylı anlatacağım.
Evimizin süsleri biblolarımız, tablolarımız çeşitli süs eşyalarımız.Bunları siz mi aldınız yoksa size hediye mi geldiler.Hediye iseler kimler getirdi bir düşünün.Getirenler mutlu ,sevgi dolu iyi niyetli kişiler mi yoksa kıskanç,negatif,mutsuz veya o sırada büyük bir sıkıntı yaşayan kişilermi.Bu çok önemli çünkü olumsuz kişilerin getirdikleri hediyeler bile sürekli evinizde negatif enerji yayarlar. Bir gün çok sevdiğim bir asistanımın ablasının evine gitmiştim.Salona girince şöminenin üzerindeki antika bir ayna beni öyle bir çarptı ki nefesim daraldı.(Bu yeni mi) diye sorduğumda (evet) dedi.(peki işlerinizde bir bozulma evde bir huzursuzluk varmı bu sıralarda )diye sorunca kızcağız ağlamaya başladı.( Bir aydır ailece bu salonda oturamaz olduk,eşimin işleri çok bozuldu çok sıkıntıdayız )dedi.( Peki bu ayna ne zaman geldi) diye sorunca .Tarihten bu aynanın eve girmesiyle tüm olumsuzlukların başladığını anladım.Aynayı pozitifledikten sonra hepimizin içinde bir rahatlama oldu ve ayna artık beni akımıyla rahatsız etmedi.Biz bu işlerle uğraşırken saat yaklaşık 15 00 sularındaydı.Akşam arkadaşım beni telefonla aradı ( eşim saat 18.00 de eve geldi okadar neşeliydi ki merak ettim.hayrola deyince hani bir iş vardı birtürlü sonuçlanamıyordu saat 15.00 de haber geldi o iş oldu.Artık kurtulduk,Biliyormusun uzun zamandır oturamadığımız salonda bu akşam ilk defa keyf ve huzurla oturduk.)Bu tür olayları o kadar çok yaşadım ki…Ben antikalardan çok korkarım çünkü hiçbir değerli eşya zevk için satılmaz ya ölümler yada iflaslar vardır arkasında.Ne olumsuzluklar yaşanmış ve ne kadar negatif enerji sinmiştir üzerlerine. Peki bu eşyaları almayacak mıyız , kullanmayacak mıyız?
NEGATİFİ POZİTİFE ÇEVİRİN
Tabii ki alacağız ve evimizin en güzel köşesine koyacağız ama onların negatiflerini yok ettikten sonra. Nasıl mı ?
Bazılarınız kurutulmuş çiçeklere meraklıdır ama bilirsiniz ki ölü bitkiler negatif enerji yayarlar ve ayrıca çok toz tuttukları içinde temizlenme şansları olmadığından negatifi sürekli tutarlar.
Çalışma odanız veya iş yeriniz aydınlık, huzur verici olmalıdır. Hafif bir müzik, ortamı rahatlatır. Çok sık tozu alınmalı ve koyu renkli mobilyalar yerine canlı renkler tercih edilmelidir. Çünkü canlı renkler insanın enerjisini artırır. Suda iş hayatınızdaki iş veriminizi etkiler. Çalışma odanıza girince sol tarafta bir akvaryum ve içinde Japon balıkları enerji açısından çok olumludur. Personelinizi seçerken güler yüzlü pozitif olmalarına dikkat etmeniz lazımdır ki işleriniz iyi gitsin. Problemli,suratsız hep şikayet eden insanlarla çalışmak öyle bir negatif enerji yaratır ki müşterileriniz ofisinizi ve sizi hep itici bulur ve bu yüzden hep (en iyisi bizdik neden işi alamadık) diye düşünürsünüz….
Yatak odanız çok önemlidir; çünkü sekiz saat sürekli içinde bulunduğunuz ev ortamı eğer negatif ise sabaha kadar sizi ne uyutur, ne de rahat ettirir. Öncelikle perdeler çok önemlidir. Hiçbir zaman yatak odalarının perdeleri çok büzgülü, kıvrımlı olmamalıdır. Çünkü çok toz tutar, eğer sık sık ta yıkamıyorsanız negatifi yok edemezsiniz. Eğer yatak odalarınızın penceresi bahçeye bakıyorsa özellikle sonbaharda ölü bitkilerin negatif enerjilerini içeri alır. Bu yüzden Rusya’da bize böyle manzaralı pencerelere sarı perde koymamızı önerirlerdi. Çünkü sarı rengin negatifi içeri almama özelliği var. Bilirsiniz kocakarı tabir ettiğimiz bir olay vardır. Hep büyüklerimiz bize çocuk olduğu zaman (sarı bir battaniyeye sarın da sarılık olmasın ) derlerdi… Bilimsel açıdan ne alaka diye düşünürdüm. Ama artık biliyorum ki büyüklerimize de birileri bir şeyler öğretmişler ama onların devrinde enerjiyi anlatsalar kimseler anlamayacağı için ancak böyle kandırabilmişler ve nesiller boyu bu böyle bize kadar gelmiş. Sarı negatifi içeri almadığı için çocuğa nazar deymesin demek istemişler aslında…
Yatak odanızda çok tüylü halılar, kitaplar, döküntüler, dağınıklıklar, biblolar olmamalı, çünkü bunların hepsi çok toz tutan şeylerdir. Odanızı sık sık havalandırıp, silmelisiniz. Manyetik alan yaratan nesneler (cep telefonu, tv, radyo, bilgisayar,vs.)olmamalıdır.Evinizin yakınında Metro , istasyon ,yüksek gerilim hatları ve baz istasyonlarının olmaması lazımdır.
Eğer yatak odanızda büyük aynalar varsa yatağınızı tam içine almamalıdır. Çünkü tam yatağı olduğu gibi ayna içine alıyorsa mutlaka eşler arasında bir ihanet veya ayrılık söz konusu olabilir. Ama yemek masanızın yanında onu tamamen gösteren bir ayna varsa o zaman evinizin bereketi iki misli artar.
Giysilerinizin doğal kumaşlardan olması önemlidir. Çünkü sentetikler negatifi tutarlar. Çok moralinizin bozuk olduğu ve enerjinizin sıfır olduğu bir gün kırmızı kıyafetler seçmelisiniz. O size canlılık ve enerji verir. Diyelim ki özel bir gün için beğenerek bir kıyafeti aldınız ve o gün çok negatif bir olay yaşadınız . Aradan günler geçti yine özel bir yere gideceksiniz, aklınıza yeni elbiseniz gelir hemen onu gardıroptan çıkarıp giyersiniz.Ayna karşısına geçersiniz ve birde bakarsınız o gün size o elbise hiç yakışmamış .Hani bazen bazı kıyafetleri o gün kendimize yakıştıramayız ya aynı öyle.Hemen çıkarır başka bir şeyler giyersiniz.İşte böyle böyle bir sürü çok sevilerek alınmış ama bir kere giyilmiş birçok kıyafetiniz vardır dolapta.Çünkü onu giydiğiniz gün yaşadığınız negatif olay var ya onun negatif enerjisi öyle sinmiştir kıyafetinizin üzerine artık her giydiğinizde bu enerji sizi etkisi altına alır ve siz bu huzursuzluk hissiyle hemen kıyafeti çıkarmak istersiniz.Bu tür kıyafetleri ve aslında dolabınızı ara sıra pozitiflemeniz gerekir nasıl mı, çok kolay bütün bu yöntemleri yazımın sonunda anlatacağım.
TAKILARA DİKKAT
Takılar çok önemlidir, her taş herkese uymaz ve uğur getirmez onun için burcunuza göre taş seçmeye çalışın. Bu günlerde Kuvars kristalleri moda oldu. Herkesin evinde,iş yerinde ve boynunda bu kristallerden var. Bu taşlar muhteşem kristal yapıya sahip kıpır kıpır taşlardır. Eğer siz doğru kristali bulamadıysanız vay halinize size pozitif değil hayatınızı cehenneme çevirebilecek kadar negatif enerji verir. Eğer mutlaka kuvars kristali alacaksanız öncelikle saydam olmasına dikkat edin sonra tek tek bu kristalleri sağ avucunuza alıp sıkın ve bu sırada gözleriniz kapalı olsun, bekleyin eğer avucunuzda bir kıpırtı ,iğne batması gibi bir şey veya yanma hissederseniz o kuvars sizin enerjinizle hareket edecek demektir hemen onu alın.Ama hemen kullanmayın çünkü sizden başka bir çok insanında eli değmiş,onların da enerjileri yüklenmiştir.Elma sirkeli tuzlu suya koyun bir saat kalsın,sonra lavaboda yine elinizi deydirmeden bol suyun altında yıkayın , en mutlu ve neşeli anınızda sağ elinize alıp ya kahkahalarla gülün veya güzel bir şeyler düşünün ve onu pozitif enerjinizle yükleyin.Artık rahatlıkla kullanabilirsiniz istediğiniz zaman pozitif enerji verir ancak 2-3 ayda bir bu işlemi yenilemeniz lazımdır.
Evinizdeki çiçeklere çok iyi baktığınızı sanırsınız ama bir müddet sonra solarlar ve sizde –bu evde çiçek neden yaşamıyor -diye hayıflanırsınız. Suyunu toprağını verir iyi baktığınızı sanırsınız ama sevgi vermezseniz solarlar. İnsanlarda öyle değimlidir. Mesela çocuğunuza çok iyi imkanlar sağlayabilir, çok iyi okullarda okutabilirsiniz ama sevgi vermezseniz beden ve ruh sağlığı düzgün bir çocuk yetiştiremezsiniz. Her ağaç ve bitkinin aurası vardır.İnsanlar iyimi kötümü hemen anlarlar. İyilerse hemen onları auralarına alıp pozitif enerji verirler. Seneler önce Bilim ve Teknik dergisinde Amerika’da cinayetleri çözmede bitkilerin reaksiyonlarından istifade edildiğini okumuştum. Kavak, akağaç, ıhlamur sizi hemen auraları içine alırlar. Akgürgen, meşe, kestane, dut sizi hemen auralarına almazlar ancak pozitif yüklüdürler. Özellikle kestane ağacı her isteyene pozitif enerji verir. Ankara’nın nezih semtlerinden biri olan Mebus evlerinde çocukken bir arkadaşım vardı ara sıra onlara giderdim özellikle sonbaharda sokaklarının her yerini atkestanesi kaplardı. Neden bu kadar çok atkestanesi ağacı dikmişler sokakları pisleniyor diye merak ederdim. Sonradan öğrendim ki anneannelerimiz eskiden çeyiz sandıklarına atkestanesi koyarlarmış böcek gelmesin diye. Enerjileri hissetmeye başladığım özelliklede sağ elimin pozitif ve negatif enerjiyi ayırmaya başladığı dönemlerden beri atkestanesinin hastası oldum. Artık emin olduğum bir şey var ki atkestanesi negatifi adeta emiyor bu yüzden Ekim aylarını dört gözle bekliyorum, Onları toplayıp yayvan kaplar içinde evimdeki tüm odalara koyuyorum, kurudukları zamanda atıyorum. ABD’de yapılan araştırmalarda evinde hayvan besleyen insanların daha uzun yaşadığı gözlemlenmiştir. Hayvanların auraları çok geniştir ve onlar sizi koşulsuz severler. Onları sevdiğiniz, okşadığınız zaman sakinleşir,stresinizden kurtulur, huzurlu ve mutlu olursunuz. Neden? Çünkü sizin negatifinizi alıp size pozitif enerji verirler.
Gelecek sayıda enerjiyi nasıl kullanacağınızı ve nasıl pozitiflenebileceğinizi anlatacağım. Hepinize bol pozitif enerjili günler diliyorum.
PROF. DR. YILDIZ BATIRBAYGİL
Vücut içinde devamlı titreşen ,düşük voltajlı bir elektromanyetik akım vardır.Bu akım fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece bir bedenden diğerine akış yapabildiği gibi ,insandan maddeye de akış yapabilir.
BİO-ENERJİ NEDİR?
Doğal olan bir enerjidir. Yani yaşamımız için gerekli olan hayati enerjidir. Bilim insan organizmasının yalnız moleküllerden oluşan fiziksel bir yapıya sahip olmadığını tüm kainatta olduğu gibi bir enerji alanına sahip olduğunu doğrular.Vücut içinde devamlı titreşen ,düşük voltajlı bir elektromanyetik akım vardır.Bu akım fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece bir bedenden diğerine akış yapabildiği gibi ,insandan maddeye de akış yapabilir.Yani oturduğuz koltuğa,giydiğiniz kıyafetlere ,taktığınız takılara ve kullandığınız her şeye akış yapabilir. Sağlıklı bir bedende negatif enerji bulunmaz,eğer hastalık varsa veya kişi hep olumsuz,pesimist ve beyninde kısır döngülerle yaşıyorsa negatif enerji üretmeye başlar.İşte o zaman birçok hastalıklara zemin hazırlanmış olur. Ayrıca negatif olan bir insan mutsuzdur, sürekli mutsuzluksa beraberinde depresyonu getirir.
Pozitif enerji vücudumuza ÇAKRA denilen enerji merkezlerimizden girer. Bizim için üç enerji çok önemlidir .Birtanesi Kozmik enerjidir.,biz doğadan yani güneş,ay,hava ,su , toprak ve bitkilerden KOZMİK enerji alırız.Diğerleri Rab ve Rahman enerjisidir ki ,bu, Tanrı’nın biz istemeden sunduğu veya dualarımız sonucu pozitiflenerek bize sunulan enerji şeklidir.İşte bu üç enerjinin vücudumuza tam girebilmesi için içimizde KİN,NEFRET;ÖFKE ve AFFEDEMEMEZLİK duygularının olmaması lazımdır.Eğer bu duygulardan bir tanesi bile varsa bu enerjiler vücudumuza giremez ve biz hasta ve mutsuz olmaya başlarız.
ENERJİYİ GÖREBİLİRMİYİZ?
Güneşli bir günde gözlerinizi havaya dikerek boşluğa uzun bir süre bakın .Gözünüzün önünde hareket eden beyaz kürecikler göreceksiniz işte bunlar Orgon denilen enerji cisimcikleridir.Açık ve güneşli havada bu cisimciklerin daha hızlı hareket ettiklerini görebilirsiniz.
Günümüzde Kirlian adı verilen özel fotograf makineleriyle enerji alanları görüntülenebiliyor.Örneğin; ağacın dalında duran büyükçe bir yaprağın bu makineyle çekilen fotoğraflarında,yaprağın aurasının mavimsi su renginde olduğu görülüyor daha sonra yaprağın ucundan bir parça koparılıp tekrar resmedildiğinde kopuk olan yerin kızılımsı kahve bir renk almış olduğu görülüyor bu renk değişimi bize o bölgenin aurasının değişmiş olduğunu gösteriyor ama bir müddet sonra tekrar resmi çekilen yaprağın aurasının ilk baştaki rengi yansıttığı görülüyor.. Yani enerjiyi görüyoruz.Aynı insanlarda olduğu gibi… Stres anında auramız bozuluyor ama bunu kısır döngüye çevirmezsek hemen düzeliyor.
ENERJİYİ HİSSEDEBİLİRMİYİZ?
Eğer farkındaysanız her an hissediyoruz.Yeni tanıştığınız bir insanı düşünün, ya birden onu çok seversiniz onunla beraber olmaktan zevk alırsınız veya anında size çok itici gelir ve onunla beraber olmamak için bahaneler yaratırsınız.Bu bir akım çekişmesidir.Negatif insanlar hep karşılarındakileri iterler onun içinde iş başvurularında ,yeni başladıkları işlerde ve buna benzer çok olayda ( neden benim işlerim hep bozuluyor) veya( ben ondan daha iyiydim neden o tercih edildi )gibi sorularla yaşarlar. Bazen yeni bir yere girdiğinizde içinizde bir huzur hissedersiniz, orada uzun bir süre kalmak istersiniz . Bazen ise bu çok sevdiğiniz bir arkadaşınızın evi bile olsa o mekan sizi boğar uzun süre orada oturamazsınız hemen oradan gitmek istersiniz .Öyle insanlarla tanıştımki bu hısleri kendi evlerinde de duyuyorlardı ve evlerinden nefret ediyorlardı. . Daha sonrada saçma sapan insanlara kanıp bu evde muska var bana büyü yapıldı diye huzursuzluklarını çözümsüz hale getiriyorlardı. Asıl muskanın kendileri olduklarını,evlerini,iş yerlerini sürekli beyinlerinde negatif enerji üretip negatiflediklerini fark edememişlerdi. Diyelim sorunlarınız var ve çözüm getiremiyorsunuz veya diyelim ki öyle bir kafa yapısına sahipsinizki hep korku ve kuşkularla yaşıyorsunuz ,bardağın hep boş tarafını görüyorsunuz, her şeyden hep şikayet ediyorsunuz ,hep mutsuzsunuz ve etrafınıza da sevgi değil mutsuzluk saçıyorsunuz,kibirlisiniz,doğrular yalnız sizin doğrularınız, inatçısınız hasetsiniz ve bencilsiniz, .Sizin gibi bir arkadaşım olsun asla istemem.Çünkü ben sizi görünce bu huylarınızı yaydığınız enerjiden hemen anlarım ama hemen anlayamayanlar bile bir müddet sonra sizden uzaklaşır sebebini bilmeseler bile..O zaman işlerim neden bozuk, hep olumsuz şeyler benim başıma geliyor diye soracağınıza ben ne yapıyorum hayatımı neden istediğim gibi yaşayamıyorum,nasıl değişebilirim diye sorun.Eğer çok çaresiz ve çıkış yolu bulamıyorsanız beni arayın sizin gibi insanları değiştirmekle geçti ömrüm..Böyle bir insanın evinde ve işyerinde oturduğu koltuğun onun negatifiyle nasıl yüklendiğini bir bilseniz oraya yanlışlıkla oturmanızın dahi size neler yapabileceğini tahmin bile edemezsiniz. Yani tüm eşyalar sahibinin enerjisini yüklenir ve bunu titreşimler halinde yayar.
EVİNİZDEKİ NEGATİF OBJELER
Her akşam evinizde aynı koltuğa oturursunuz . Günün yorgunluğunu,sterslerinizi beyninizdeki tüm olumsuz düşünceleri hep o koltuğa yansıtırsınız,bazen mutluyken bile oturduğunuzda birden yine içinizi tarifsiz bir huzursuzluk kaplar sebebini anlayamazsınız. Oysa negatif enerjinizle yüklediğiniz bu koltuk size sizin enerjinizi yansıtmaya başlamıştır.İşte evinizi nasıl pozitifliyebileceğinizin reçetesini ilerleyen sayılarda size detaylı anlatacağım.
Evimizin süsleri biblolarımız, tablolarımız çeşitli süs eşyalarımız.Bunları siz mi aldınız yoksa size hediye mi geldiler.Hediye iseler kimler getirdi bir düşünün.Getirenler mutlu ,sevgi dolu iyi niyetli kişiler mi yoksa kıskanç,negatif,mutsuz veya o sırada büyük bir sıkıntı yaşayan kişilermi.Bu çok önemli çünkü olumsuz kişilerin getirdikleri hediyeler bile sürekli evinizde negatif enerji yayarlar. Bir gün çok sevdiğim bir asistanımın ablasının evine gitmiştim.Salona girince şöminenin üzerindeki antika bir ayna beni öyle bir çarptı ki nefesim daraldı.(Bu yeni mi) diye sorduğumda (evet) dedi.(peki işlerinizde bir bozulma evde bir huzursuzluk varmı bu sıralarda )diye sorunca kızcağız ağlamaya başladı.( Bir aydır ailece bu salonda oturamaz olduk,eşimin işleri çok bozuldu çok sıkıntıdayız )dedi.( Peki bu ayna ne zaman geldi) diye sorunca .Tarihten bu aynanın eve girmesiyle tüm olumsuzlukların başladığını anladım.Aynayı pozitifledikten sonra hepimizin içinde bir rahatlama oldu ve ayna artık beni akımıyla rahatsız etmedi.Biz bu işlerle uğraşırken saat yaklaşık 15 00 sularındaydı.Akşam arkadaşım beni telefonla aradı ( eşim saat 18.00 de eve geldi okadar neşeliydi ki merak ettim.hayrola deyince hani bir iş vardı birtürlü sonuçlanamıyordu saat 15.00 de haber geldi o iş oldu.Artık kurtulduk,Biliyormusun uzun zamandır oturamadığımız salonda bu akşam ilk defa keyf ve huzurla oturduk.)Bu tür olayları o kadar çok yaşadım ki…Ben antikalardan çok korkarım çünkü hiçbir değerli eşya zevk için satılmaz ya ölümler yada iflaslar vardır arkasında.Ne olumsuzluklar yaşanmış ve ne kadar negatif enerji sinmiştir üzerlerine. Peki bu eşyaları almayacak mıyız , kullanmayacak mıyız?
NEGATİFİ POZİTİFE ÇEVİRİN
Tabii ki alacağız ve evimizin en güzel köşesine koyacağız ama onların negatiflerini yok ettikten sonra. Nasıl mı ?
Bazılarınız kurutulmuş çiçeklere meraklıdır ama bilirsiniz ki ölü bitkiler negatif enerji yayarlar ve ayrıca çok toz tuttukları içinde temizlenme şansları olmadığından negatifi sürekli tutarlar.
Çalışma odanız veya iş yeriniz aydınlık, huzur verici olmalıdır. Hafif bir müzik, ortamı rahatlatır. Çok sık tozu alınmalı ve koyu renkli mobilyalar yerine canlı renkler tercih edilmelidir. Çünkü canlı renkler insanın enerjisini artırır. Suda iş hayatınızdaki iş veriminizi etkiler. Çalışma odanıza girince sol tarafta bir akvaryum ve içinde Japon balıkları enerji açısından çok olumludur. Personelinizi seçerken güler yüzlü pozitif olmalarına dikkat etmeniz lazımdır ki işleriniz iyi gitsin. Problemli,suratsız hep şikayet eden insanlarla çalışmak öyle bir negatif enerji yaratır ki müşterileriniz ofisinizi ve sizi hep itici bulur ve bu yüzden hep (en iyisi bizdik neden işi alamadık) diye düşünürsünüz….
Yatak odanız çok önemlidir; çünkü sekiz saat sürekli içinde bulunduğunuz ev ortamı eğer negatif ise sabaha kadar sizi ne uyutur, ne de rahat ettirir. Öncelikle perdeler çok önemlidir. Hiçbir zaman yatak odalarının perdeleri çok büzgülü, kıvrımlı olmamalıdır. Çünkü çok toz tutar, eğer sık sık ta yıkamıyorsanız negatifi yok edemezsiniz. Eğer yatak odalarınızın penceresi bahçeye bakıyorsa özellikle sonbaharda ölü bitkilerin negatif enerjilerini içeri alır. Bu yüzden Rusya’da bize böyle manzaralı pencerelere sarı perde koymamızı önerirlerdi. Çünkü sarı rengin negatifi içeri almama özelliği var. Bilirsiniz kocakarı tabir ettiğimiz bir olay vardır. Hep büyüklerimiz bize çocuk olduğu zaman (sarı bir battaniyeye sarın da sarılık olmasın ) derlerdi… Bilimsel açıdan ne alaka diye düşünürdüm. Ama artık biliyorum ki büyüklerimize de birileri bir şeyler öğretmişler ama onların devrinde enerjiyi anlatsalar kimseler anlamayacağı için ancak böyle kandırabilmişler ve nesiller boyu bu böyle bize kadar gelmiş. Sarı negatifi içeri almadığı için çocuğa nazar deymesin demek istemişler aslında…
Yatak odanızda çok tüylü halılar, kitaplar, döküntüler, dağınıklıklar, biblolar olmamalı, çünkü bunların hepsi çok toz tutan şeylerdir. Odanızı sık sık havalandırıp, silmelisiniz. Manyetik alan yaratan nesneler (cep telefonu, tv, radyo, bilgisayar,vs.)olmamalıdır.Evinizin yakınında Metro , istasyon ,yüksek gerilim hatları ve baz istasyonlarının olmaması lazımdır.
Eğer yatak odanızda büyük aynalar varsa yatağınızı tam içine almamalıdır. Çünkü tam yatağı olduğu gibi ayna içine alıyorsa mutlaka eşler arasında bir ihanet veya ayrılık söz konusu olabilir. Ama yemek masanızın yanında onu tamamen gösteren bir ayna varsa o zaman evinizin bereketi iki misli artar.
Giysilerinizin doğal kumaşlardan olması önemlidir. Çünkü sentetikler negatifi tutarlar. Çok moralinizin bozuk olduğu ve enerjinizin sıfır olduğu bir gün kırmızı kıyafetler seçmelisiniz. O size canlılık ve enerji verir. Diyelim ki özel bir gün için beğenerek bir kıyafeti aldınız ve o gün çok negatif bir olay yaşadınız . Aradan günler geçti yine özel bir yere gideceksiniz, aklınıza yeni elbiseniz gelir hemen onu gardıroptan çıkarıp giyersiniz.Ayna karşısına geçersiniz ve birde bakarsınız o gün size o elbise hiç yakışmamış .Hani bazen bazı kıyafetleri o gün kendimize yakıştıramayız ya aynı öyle.Hemen çıkarır başka bir şeyler giyersiniz.İşte böyle böyle bir sürü çok sevilerek alınmış ama bir kere giyilmiş birçok kıyafetiniz vardır dolapta.Çünkü onu giydiğiniz gün yaşadığınız negatif olay var ya onun negatif enerjisi öyle sinmiştir kıyafetinizin üzerine artık her giydiğinizde bu enerji sizi etkisi altına alır ve siz bu huzursuzluk hissiyle hemen kıyafeti çıkarmak istersiniz.Bu tür kıyafetleri ve aslında dolabınızı ara sıra pozitiflemeniz gerekir nasıl mı, çok kolay bütün bu yöntemleri yazımın sonunda anlatacağım.
TAKILARA DİKKAT
Takılar çok önemlidir, her taş herkese uymaz ve uğur getirmez onun için burcunuza göre taş seçmeye çalışın. Bu günlerde Kuvars kristalleri moda oldu. Herkesin evinde,iş yerinde ve boynunda bu kristallerden var. Bu taşlar muhteşem kristal yapıya sahip kıpır kıpır taşlardır. Eğer siz doğru kristali bulamadıysanız vay halinize size pozitif değil hayatınızı cehenneme çevirebilecek kadar negatif enerji verir. Eğer mutlaka kuvars kristali alacaksanız öncelikle saydam olmasına dikkat edin sonra tek tek bu kristalleri sağ avucunuza alıp sıkın ve bu sırada gözleriniz kapalı olsun, bekleyin eğer avucunuzda bir kıpırtı ,iğne batması gibi bir şey veya yanma hissederseniz o kuvars sizin enerjinizle hareket edecek demektir hemen onu alın.Ama hemen kullanmayın çünkü sizden başka bir çok insanında eli değmiş,onların da enerjileri yüklenmiştir.Elma sirkeli tuzlu suya koyun bir saat kalsın,sonra lavaboda yine elinizi deydirmeden bol suyun altında yıkayın , en mutlu ve neşeli anınızda sağ elinize alıp ya kahkahalarla gülün veya güzel bir şeyler düşünün ve onu pozitif enerjinizle yükleyin.Artık rahatlıkla kullanabilirsiniz istediğiniz zaman pozitif enerji verir ancak 2-3 ayda bir bu işlemi yenilemeniz lazımdır.
Evinizdeki çiçeklere çok iyi baktığınızı sanırsınız ama bir müddet sonra solarlar ve sizde –bu evde çiçek neden yaşamıyor -diye hayıflanırsınız. Suyunu toprağını verir iyi baktığınızı sanırsınız ama sevgi vermezseniz solarlar. İnsanlarda öyle değimlidir. Mesela çocuğunuza çok iyi imkanlar sağlayabilir, çok iyi okullarda okutabilirsiniz ama sevgi vermezseniz beden ve ruh sağlığı düzgün bir çocuk yetiştiremezsiniz. Her ağaç ve bitkinin aurası vardır.İnsanlar iyimi kötümü hemen anlarlar. İyilerse hemen onları auralarına alıp pozitif enerji verirler. Seneler önce Bilim ve Teknik dergisinde Amerika’da cinayetleri çözmede bitkilerin reaksiyonlarından istifade edildiğini okumuştum. Kavak, akağaç, ıhlamur sizi hemen auraları içine alırlar. Akgürgen, meşe, kestane, dut sizi hemen auralarına almazlar ancak pozitif yüklüdürler. Özellikle kestane ağacı her isteyene pozitif enerji verir. Ankara’nın nezih semtlerinden biri olan Mebus evlerinde çocukken bir arkadaşım vardı ara sıra onlara giderdim özellikle sonbaharda sokaklarının her yerini atkestanesi kaplardı. Neden bu kadar çok atkestanesi ağacı dikmişler sokakları pisleniyor diye merak ederdim. Sonradan öğrendim ki anneannelerimiz eskiden çeyiz sandıklarına atkestanesi koyarlarmış böcek gelmesin diye. Enerjileri hissetmeye başladığım özelliklede sağ elimin pozitif ve negatif enerjiyi ayırmaya başladığı dönemlerden beri atkestanesinin hastası oldum. Artık emin olduğum bir şey var ki atkestanesi negatifi adeta emiyor bu yüzden Ekim aylarını dört gözle bekliyorum, Onları toplayıp yayvan kaplar içinde evimdeki tüm odalara koyuyorum, kurudukları zamanda atıyorum. ABD’de yapılan araştırmalarda evinde hayvan besleyen insanların daha uzun yaşadığı gözlemlenmiştir. Hayvanların auraları çok geniştir ve onlar sizi koşulsuz severler. Onları sevdiğiniz, okşadığınız zaman sakinleşir,stresinizden kurtulur, huzurlu ve mutlu olursunuz. Neden? Çünkü sizin negatifinizi alıp size pozitif enerji verirler.
Gelecek sayıda enerjiyi nasıl kullanacağınızı ve nasıl pozitiflenebileceğinizi anlatacağım. Hepinize bol pozitif enerjili günler diliyorum.
PROF. DR. YILDIZ BATIRBAYGİL
17 Aralık 2010 Cuma
KARLAR DÜŞER DÜŞER AĞLARIM

Şimdi diyeceğimki lapa lapa kar yağsa hem içimden öyle demek geliyor hemde dışarıda kalanları düşününce bunun kötü bir düşünce olduğunu hissediyorum.Kar diyince çocukluğum altımıza poset alıp yokuş aşağıya kaymalarımızı annemden gızlıce aldığım havucla kardam adam yapmaya çalışmam , kartopu oynamalar helede kar tatilleri kar yağınca ablamla bır ağızdan kesin tatil demelerimiz.Eski günleri hatırladıkça bir hüzün kaplıyor içimi çocukluk meğersem ne kadar güzelmiş her haliyle dimi :) Şimdi kar yağsada fırtınada çıksa tatil mi nerde doğruu iş yerine.Karı seviyorum şimdi kameralardan bakıyorumda hafif hafif yağmaya başladı.ALLAHIM dışarı olanlara yardım et.Hepimizi kötülüklerden koru yarabbim ( amin)
16 Aralık 2010 Perşembe
AŞURE GÜNÜ
AŞURE GÜNÜ TUTULAN ORUCUN FAZİLETİ: Resulullah (S.A.V.) efendimizin şöyle buyurduğu anlatılmıştır “Bir kimse, muharrem ayında bir gün oruç tutar ise onun için her güne otuz günlük oruç sevabı vardır.” Bir rivayete göre; İbn-i Abbas (R.A.) Resulullah (S.A.V.) efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır: “Bir kimse, muharrem ayında, aşure günü oruç tutar ise onun için on bin melek sevabı verilir. Bir kimse, muharrem ayında aşure günü oruç tutarsa onun için on bin şehit sevabı, on bin hac eden ve umre eden sevabı verilir.
Bir kimse, aşure günü bir kimsenin başını okşar ise o yetimin başındaki tüylerin sayısı kadar o kimsenin cennette derecesini arttırır.
Bir kimse, aşure gecesi, oruçlu bir mümine iftar ziyafeti verir ise Muhammed ümmetinin tümüne iftar ziyafeti vermiş ve hepsinin karnını doyurmuş kadar olur.”
O gün, siz de oruçlu olunuz. O günde, çoluk çocuğunuza bolluk gösteriniz.
Her kim, aşure günü, malından bolca harcar ise Allah-ü Teala, senenin diğer günlerinde ona bolluk ihsan eyler.
Bir kimse, aşure günü oruç tutar ise kırk senelik günahına kefaret olur.
Bir kimse, aşure gecesini ihya eder de; gündüzünü dâhi oruçlu geçirir ise ölüm acısını anlamadan ölür.”
AŞURE GÜNÜNÜN FAZİLETLERİ
Bu arada, sahabe Resulullah (S.A.V.) efendimize şöyle buyurdu:
“Evet, öyledir.
Allah-ü Teala, semaları aşure günü yarattı.
Dağları aşure günü yarattı.
Denizleri aşure günü yarattı.
Kalemi aşure günü yarattı.
Levhü aşure günü yarattı.
Âdem Aleyhisselamı aşure günü yarattı. Âdem Aleyhisselamı aşure günü cennete koydu.
İbrahim Aleyhisselam, aşure günü doğdu. Allah-ü Teala onu aşure günü ateşten kurtardı. Oğluna kurban fedaisini aşure gününü yolladı.
Firavun, aşure günü suda boğuldu.
Allah-ü Teala Eyüp Aleyhisselamı hastalık belasından aşure günü kurtardı.
Allah-ü Teala Âdem Aleyhisselamın tövbesini aşure günü kabul buyurdu.
Allah-ü Teala, Davut Aleyhisselamın günahını aşure günü bağışladı.
İsa Aleyhisselam, aşure günü doğdu.
Kıyamet de aşure günü kopacaktır.”
Bu sırada, Hz. Ömer (R.A.) şöyle dedi:
“Ya Resulullah, Allah-ü Teala aşure gününü vermekle bize üstünlük ihsan eyledi.”
Bundan sonra, Resulullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:
“Allah-ü Teala, semaları ve yeri öyle bir aşure günü yarattı.
Yıldızları da öyle bir aşure günü yarattı.
Arşı aşure günü yarattı. Kürsiyi dahi onun gibi bir aşure günü yarattı.
Cebrail Aleyhisselamı aşure günü yarattı; melekleri dahi, onun gibi bir aşure günü yarattı.
İdris Aleyhisselam, aşure günü semaya yükseldi.
İsa Aleyhisselam, aşure günü semaya yükseldi. İsa Aleyhisselamın doğumu dahi, aşure günü olmuştu.
Allah-ü Teala, Süleyman Aleyhisselama mülkünü aşure günü verdi.
Yüce Rahman Rabbin arşa istivası, aşure günü olmuştur.
Semadan ilk yağmur, aşure günü yağmıştır.
İlk rahmet, aşure günü nazil olmuştur.
Bir kimse, aşure günü boy abdesti alır ise ölüm hastalığı hariç; hiç hasta olmaz.
Bir kimse, aşure günü gözlerine sürme çeker ise sene boyunca göz ağrısı görmez.
Bir kimse, aşure günü bir hastayı ziyaret eder ise Âdem’in oğlunu ziyaret etmiş gibi sevap alır.
Aşure günü birine bir içimlik su veren kimse göz açıp kapayıncaya kadar zaman dahi, Allah’a asi olmamış gibi olur.
AŞURE GÜNÜ KILINACAK NAMAZIN FAZİLETİ
Bir kimse, aşağıda anlatılacak şekilde dört rekât namaz kılar ise Allah-ü Teala onun elli senelik geçmiş; elli senelik de gelecek günahını bağışlar. Mele-i Alada dahi, onun için nurdan bir köşk yapar:
a.Her rekâtında bir kere Fatiha suresi okunur.
b.Elli bir kere (51) İhlâs suresi okunur.”
Bir başka rivayette ise, bu namaz şöyle anlatılmıştır:
Her rekâtta, bir kere Fatiha suresi okunur.
Her rekâtta, bir zilzal suresi okunur. (90. suredir)
Her rekâtta, bir kere kafirun suresi okunur. (109. suredir)
Her rekâtta, bir kere ihlâs suresi okunur. (112. suredir)
Namaz bittikten sonra da, Resulullah (S.A.V.) efendimize 70 kere salâvat okunur.”
AŞURE GÜNÜ VE BOLLUK
Anlatıldığına göre: İbrahim b. Muhammed b. Münteşir; zamanında Küfe’de görülen en faziletlilerdendi.
O şöyle anlatmıştır:
“Bir kimse, çoluk çocuğa aşure günü bolluk gösterir ise Allah-ü Teala, senenin kalan günlerinde ona bolluk ihsan eyler.”
Süfyan şöyle dedi:
“Anlatılan durumu, elli sene denedik; bolluktan başka bir şey görmedik.”
Anlatıldığına göre: geçmişteki büyük zatlardan biri şöyle demiştir:
“Bir kimse, zinet günü sayılan aşure günü oruç tutar ise senenin içinde kaçırdığı nafile oruçlara yetişmiş olur.
Bir kimse aşure günü sadaka verir ise sene içinde kaçırdığı sadaka verme sevabına yetişmiş olur.”
Kaynak: Abdulkadir Geylani/Gunyet’üt Talibin
Bir kimse, aşure günü bir kimsenin başını okşar ise o yetimin başındaki tüylerin sayısı kadar o kimsenin cennette derecesini arttırır.
Bir kimse, aşure gecesi, oruçlu bir mümine iftar ziyafeti verir ise Muhammed ümmetinin tümüne iftar ziyafeti vermiş ve hepsinin karnını doyurmuş kadar olur.”
O gün, siz de oruçlu olunuz. O günde, çoluk çocuğunuza bolluk gösteriniz.
Her kim, aşure günü, malından bolca harcar ise Allah-ü Teala, senenin diğer günlerinde ona bolluk ihsan eyler.
Bir kimse, aşure günü oruç tutar ise kırk senelik günahına kefaret olur.
Bir kimse, aşure gecesini ihya eder de; gündüzünü dâhi oruçlu geçirir ise ölüm acısını anlamadan ölür.”
AŞURE GÜNÜNÜN FAZİLETLERİ
Bu arada, sahabe Resulullah (S.A.V.) efendimize şöyle buyurdu:
“Evet, öyledir.
Allah-ü Teala, semaları aşure günü yarattı.
Dağları aşure günü yarattı.
Denizleri aşure günü yarattı.
Kalemi aşure günü yarattı.
Levhü aşure günü yarattı.
Âdem Aleyhisselamı aşure günü yarattı. Âdem Aleyhisselamı aşure günü cennete koydu.
İbrahim Aleyhisselam, aşure günü doğdu. Allah-ü Teala onu aşure günü ateşten kurtardı. Oğluna kurban fedaisini aşure gününü yolladı.
Firavun, aşure günü suda boğuldu.
Allah-ü Teala Eyüp Aleyhisselamı hastalık belasından aşure günü kurtardı.
Allah-ü Teala Âdem Aleyhisselamın tövbesini aşure günü kabul buyurdu.
Allah-ü Teala, Davut Aleyhisselamın günahını aşure günü bağışladı.
İsa Aleyhisselam, aşure günü doğdu.
Kıyamet de aşure günü kopacaktır.”
Bu sırada, Hz. Ömer (R.A.) şöyle dedi:
“Ya Resulullah, Allah-ü Teala aşure gününü vermekle bize üstünlük ihsan eyledi.”
Bundan sonra, Resulullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:
“Allah-ü Teala, semaları ve yeri öyle bir aşure günü yarattı.
Yıldızları da öyle bir aşure günü yarattı.
Arşı aşure günü yarattı. Kürsiyi dahi onun gibi bir aşure günü yarattı.
Cebrail Aleyhisselamı aşure günü yarattı; melekleri dahi, onun gibi bir aşure günü yarattı.
İdris Aleyhisselam, aşure günü semaya yükseldi.
İsa Aleyhisselam, aşure günü semaya yükseldi. İsa Aleyhisselamın doğumu dahi, aşure günü olmuştu.
Allah-ü Teala, Süleyman Aleyhisselama mülkünü aşure günü verdi.
Yüce Rahman Rabbin arşa istivası, aşure günü olmuştur.
Semadan ilk yağmur, aşure günü yağmıştır.
İlk rahmet, aşure günü nazil olmuştur.
Bir kimse, aşure günü boy abdesti alır ise ölüm hastalığı hariç; hiç hasta olmaz.
Bir kimse, aşure günü gözlerine sürme çeker ise sene boyunca göz ağrısı görmez.
Bir kimse, aşure günü bir hastayı ziyaret eder ise Âdem’in oğlunu ziyaret etmiş gibi sevap alır.
Aşure günü birine bir içimlik su veren kimse göz açıp kapayıncaya kadar zaman dahi, Allah’a asi olmamış gibi olur.
AŞURE GÜNÜ KILINACAK NAMAZIN FAZİLETİ
Bir kimse, aşağıda anlatılacak şekilde dört rekât namaz kılar ise Allah-ü Teala onun elli senelik geçmiş; elli senelik de gelecek günahını bağışlar. Mele-i Alada dahi, onun için nurdan bir köşk yapar:
a.Her rekâtında bir kere Fatiha suresi okunur.
b.Elli bir kere (51) İhlâs suresi okunur.”
Bir başka rivayette ise, bu namaz şöyle anlatılmıştır:
Her rekâtta, bir kere Fatiha suresi okunur.
Her rekâtta, bir zilzal suresi okunur. (90. suredir)
Her rekâtta, bir kere kafirun suresi okunur. (109. suredir)
Her rekâtta, bir kere ihlâs suresi okunur. (112. suredir)
Namaz bittikten sonra da, Resulullah (S.A.V.) efendimize 70 kere salâvat okunur.”
AŞURE GÜNÜ VE BOLLUK
Anlatıldığına göre: İbrahim b. Muhammed b. Münteşir; zamanında Küfe’de görülen en faziletlilerdendi.
O şöyle anlatmıştır:
“Bir kimse, çoluk çocuğa aşure günü bolluk gösterir ise Allah-ü Teala, senenin kalan günlerinde ona bolluk ihsan eyler.”
Süfyan şöyle dedi:
“Anlatılan durumu, elli sene denedik; bolluktan başka bir şey görmedik.”
Anlatıldığına göre: geçmişteki büyük zatlardan biri şöyle demiştir:
“Bir kimse, zinet günü sayılan aşure günü oruç tutar ise senenin içinde kaçırdığı nafile oruçlara yetişmiş olur.
Bir kimse aşure günü sadaka verir ise sene içinde kaçırdığı sadaka verme sevabına yetişmiş olur.”
Kaynak: Abdulkadir Geylani/Gunyet’üt Talibin
SADECE OYUNCAK İSTİYORLAR!!!!!!
Evet yanlış duymadınız bu çağrı hepimizinde tanıdığı Atölye Kedi' den. Kendisi bir anasınıfı öğretmeni ve blog yazarı...
Yeni atandığı köy okulunda ki, minik öğrencilerinin sınıfta oynayacak oyuncakları olmadığını söyledi. Hepimizin geleceği olan bu çocukların tek ihtiyaçları sınıflarında oyun oynarken eğlenecekleri oyuncaklar.
İmkansızlıklarla savaşan bir öğretmenin ve aynı zamanda içimizden olan bu arkadaşımızın sesini duyup ona yardım etmek isteyenlerin yapacakları çok basit. Ya evinizde çocuklarınızın oynamadığı, sıkılıp bir köşeye attığı oyuncakları yada kendi ellerinizle yapıp, satın alacağınız her türlü oyuncağı Yıprak İlköğretim Okulunda okuyan öğrencilerimizle, çocuklarımızla paylaşmak. Yeni yıla girdiklerinde onlarında yeni oyuncakları olsun, onlarda gülsün!
Onların öğretmenler gününde öğretmenlerine getirdikleri hediyelere göz atıp, Atölye kedininyazısını okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Temin ettiğiniz oyuncakların yanına varsa boyama ve hikaye kitabıda eklerseniz, kütüphanelerinede katkıda bulunmuş olursunuz.
Göndereceğiniz Adres:
Evren Yılmaz
Yıprak İlköğretim Okulu - Anasınıfı
Afyon/ Dinar
NOT: Yazıyı kopyalayıp, blogunuzda duyurarakta destek olabilirsiniz.
Yeni atandığı köy okulunda ki, minik öğrencilerinin sınıfta oynayacak oyuncakları olmadığını söyledi. Hepimizin geleceği olan bu çocukların tek ihtiyaçları sınıflarında oyun oynarken eğlenecekleri oyuncaklar.
İmkansızlıklarla savaşan bir öğretmenin ve aynı zamanda içimizden olan bu arkadaşımızın sesini duyup ona yardım etmek isteyenlerin yapacakları çok basit. Ya evinizde çocuklarınızın oynamadığı, sıkılıp bir köşeye attığı oyuncakları yada kendi ellerinizle yapıp, satın alacağınız her türlü oyuncağı Yıprak İlköğretim Okulunda okuyan öğrencilerimizle, çocuklarımızla paylaşmak. Yeni yıla girdiklerinde onlarında yeni oyuncakları olsun, onlarda gülsün!
Onların öğretmenler gününde öğretmenlerine getirdikleri hediyelere göz atıp, Atölye kedininyazısını okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Temin ettiğiniz oyuncakların yanına varsa boyama ve hikaye kitabıda eklerseniz, kütüphanelerinede katkıda bulunmuş olursunuz.
Göndereceğiniz Adres:
Evren Yılmaz
Yıprak İlköğretim Okulu - Anasınıfı
Afyon/ Dinar
NOT: Yazıyı kopyalayıp, blogunuzda duyurarakta destek olabilirsiniz.
12 Aralık 2010 Pazar
üye olduğum bır siteden alıntı
SORU + CEVAPLARLA ASK
Aşık kişi terk edilince neler yaşıyor, aşk insana neler yaptırıyor, ruh halleri nasıl oluyor?
Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışıyor, olmayınca ise acı çekiyor. Aşık kişiler neden dünyaya ve çevrelerine farklı bakarlar? Neler olurda beyinlerinde hiçbir şeyden çekinmez ve korkmazlar? Sevdikleri uğruna her acıyı ve cefayı nasıl göze alabilmektedirler? Terk edilen aşıkların ruh halleri nasıldır? Her gün üçüncü sayfa haberlerine konu olan aşk cinayeti haberlerine birde bu açıdan bakmalı… Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Prof. Dr. Kemal Arıkan sorularımızı yanıtladı:
Aşk beyinde nasıl bir değişime neden olmaktadır
Aşk beyinde ödül merkezini sürekli uyarmaktadır. Limbik sistem dediğimiz beyin bölgesinde aktivitede artışa yol açmakta oradan da otonom sistemde düzenli çalışmaya sebep olmaktadır. Yani aşk sadece beyinde değil tüm vücutta sağlık veren bir düzene yol açmaktadır.
Aşk acısı kişinin bünyesinde ne gibi değişimler yapar?
Aşk acısı çeken kişi yavrusunu kaybeden bir ana gibidir. Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışmıştır. Kaybettiğinde derin bir yoksunluk hisseder. Otonom sistemi baştaki düzenli halini yitirir. Otonom istemin idaresindeki tüm organlarda negatif bir etkileniş söz konusudur. Tansiyon değişir. Mide-barsak hassaslaşır. Kalp ritmi bozulur vs.
Aşk acısı ile dirençli depresyon aynı şey midir?
Aşk ile depresyon arasında nöroendokrin mekanizmalar açısından az-çok bir yakınlık vardır. Her ikisinde de serotonerjik, dopaminerjik sitemler rol almaktadır. Ayrıca aşkta vazopressin ve oksitosin mediatör rol oynamaktadır. Aşk acısı dediğimiz sevgilinin yoksunluğu halinde mediatörlere karşı aşırı bir reseptör duyarlılığı sürpriz olmaz. Eğer kişi tedaviye direnç gösterirse elbette yaptığınız benzetme uygun olabilir.
Melankoli ve aşk bağlantısı nedir?
Yukarda ifade ettiğim gibi biyokimyasal düzeyde bir bağlantı vardır.
Analitik açıdan bakarsak, aşık olunan kişinin geri çekilmesi bir çeşit ceza olarak algılanabilir. Ya da beğenilmeme duygusu, eksiklik yetersizlik yeteneksizlik gibi hislere yol açmak suretiyle kişiyi derin bir depresyona itebilir.
Aşk acısı çekenlerin çevrelerinin uyarılarını dikkate almamalarının nedeni nedir?
Kişi aşkına odaklanmıştır. Diğer uyaranların çekiciliği kalmamıştır.
Malum hazza yönelir elemden kaçarız. Haz aşık olunan objede gizliyken ona yöneliriz. Çevrenin "bırak onu!" uyarıları ise yardımcı olmadığı gibi elemi daha da derinleştirmektedir. Sanırım o nedenle aşk acısı içindeki kişi çevresel uyaranlara tepkisiz kalmayı tercih ediyor.
Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan bahsedilebilir mi? Örneğin bağımlı kişilik midir aşıklar?
Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan söz etmek biraz zor... Zira tanım itibariyle kişilik bozukluğu çok erken yaşlara uzanan bir dizi belirtiyi gerektirir. Ancak soruyu şöyle çevirirsek; kişilik bozukluğu olanlarda aşk acısı çekme ihtimali yüksek midir? Dersek belki de daha yerinde olabilir. İnsanların bir grubu haz almaya kolay alışıyor. Bu ifade ettiğiniz gibi bağımlı kişilik bozukluğu da dahil olmak üzere hemen her türlü kişilik bozukluğunda daha aşikar. Dolayısıyla, konuyla ilgili bir araştırma okumadım ama kuvvetle muhtemeldir ki kişilik bozukluğu olanlarda aşkın acı dozu artabilir.
Aşkı tutkulu yaşayanlar neden şüpheci ve kontrolcü olmaktadırlar?
Her an kaybetme korkusu ve yanı sıra yetersizlik hisleri varsa kişi kuşkucu ve kontrolcü olmaktadır. Çiftleşme dönemindeki hayvanlara baktığımızda eşlerini sürünün diğer adaylarına karşı koruma ve eşler uğrunda çarpıştıklarını görürüz. Bu kaide aşık insanlar içinde geçerli olsa gerekir. Ya aşkımı kaparlarsa? Ya bendeki olası bir eksiklik aşkımın beni terk etmesine neden olursa gibi kaygılar mutattır.
Acı çekmeye eğilimli kişilerde mi karşılıksız aşk yaşanmaktadır?
Mazokistik eğilim de yukarda belirttiğim gibi kişilik bozuklukları arasında sayılabilir. Aynı gerekçelerle sorunuza kısaca evet diyebilirim.
Aşk acısı çekenlerin cinayete kadar varan davranışları nasıl meydana geliyor?
Aşk da şiddet eğilimi de nöral temelleri yakın olgulardır. Yavru sevgisi aşkın bir çeşidi olarak kabul edilir. Evladını korumak üzere programlanmış bir ana elbette öfkelidir. Aşık olunan kişinin ya da onu elinden alan şahsın tehdit edilmesi bazen cinayet düzeyine ulaşabilir.
Aşkın tutkuya evrilmesi hangi aşamalardan geçerek olmaktadır?
Aşk başından beri bir tutkudur aslında. Ama burada karşılıksız bir aşık tutkuya dönüşmesinden söz ediyorsak o patolojik bir haldir ve tabi ki belirli aşamaları gerektirir. Önce bir şekilde uyarılmış olmak gerekir. Ödül mekanizmalarının harekete geçmesi moleküler düzeyde bir reseptör duyarlılığına sebep olur. Bu birinci aşamadır. Duyarlı olmak. Ardından bunu pekiştiren çevresel faktörler devreye girer. Aşık olunan kişinin o aşka değeceğini ima eden toplumsal etkenler. Antropolojik açıdan bakılırsa, aynı obje için yarışan başkalarının varlığı da tetikleyicidir. Pekiştirilmek, kışkırtılmak. Nihayet, kişi kendi kendine güveyi olmak dediğimiz internal faktörlerle olayı tutkuya
çevirir.
Takıntılı kişiliklerin daha çok aşk acısına düştüğünü söyleyebilir miyiz?
Bu ilginç bir noktadır. Gerçi obsesyonların hakim olduğu kişilerde böyle bir olasılık akla gelebilir ama, bir paradoks olarak o kişilerin entelektüalizasyon dediğimiz savunma düzeneği yoluyla süreci yaşayamadıklarına tanık oluyoruz. Yani aşktan çok söz ediyorlar, aşkın anatomisini adeta biliyor, öğreniyor ve merak ediyorlar ama bir türlü aşık olamıyorlar. Çektikleri acı ise izole oluyor ve bir türlü dışa yansımıyor. Yine yapılmış bir araştırma bilmiyorum ama en azından teorik olarak takıntılı kişilerde gerçek anlamda bir aşk acısına rastlanmadığı kanısındayım.
Terk edilen aşıklarda ne gibi duygusal yaralanmalar meydana gelmektedir?
Yetersizlik, ümitsizlik, yeteneksizlik gibi depresyonla bağdaşan duygusal yaralanmalar olabileceği gibi, ayrılık anksiyetesi dediğimiz bir derin sıkıntı hali ortaya çıkabilir.
Aşık sevdiğine acı veremeyeceğine göre zarar verme nasıl olmaktadır?
Elbette normal bir durum değildir. Eğer ortada sado-mazokistik bir patoloji yoksa, ki nadirdir, kişi ya terk edildiği için acı çektirir ya da terk edilmekle tehdit edildiği için. Bu tehdidin her zaman açık olması gerekmez. Kişi sevgilisinin tavırlarında tehdit algılayabilir. Bazen de kişi sevgilisinin empati yoksunu narsisistik tutumuna karşı tepki
gösterebilir. Ona acı çektirerek ilgisini çekmeyi ya da anlaşılmazlığının intikamını almayı hedefleyebilir.
Aşk acısı çekenlerin daha dürtüsel olduğundan bahsedilebilir mi?
Tabi ki. Frontal korteks bilgi işlem kapasitesi aşan düzeyde bir dizi input almaktadır. Uyaranların kaynağı limbik sistem, ventral tegmental alan vb etki gücü çok yüksek olan bölgelerdir. O koşullarda kontrol elden çıkar ve kişi dürtülerinin esiri olabilir.
Aşk acısı tedavi edilebilir mi?
Zordur ama mümkündür. İfade ettiğim gibi moleküler mekanizmalarına etkili ilaçlar ve psikoterapi denenebilir.
Neler yapılır tedavilerinde?
Öncelikle farmakotereapi düşünülmelidir. Ardından kognitif davranışçı psikoterapi ve destek tedavisi düşünülmelidir.
Aşık kişi terk edilince neler yaşıyor, aşk insana neler yaptırıyor, ruh halleri nasıl oluyor?
Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışıyor, olmayınca ise acı çekiyor. Aşık kişiler neden dünyaya ve çevrelerine farklı bakarlar? Neler olurda beyinlerinde hiçbir şeyden çekinmez ve korkmazlar? Sevdikleri uğruna her acıyı ve cefayı nasıl göze alabilmektedirler? Terk edilen aşıkların ruh halleri nasıldır? Her gün üçüncü sayfa haberlerine konu olan aşk cinayeti haberlerine birde bu açıdan bakmalı… Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Prof. Dr. Kemal Arıkan sorularımızı yanıtladı:
Aşk beyinde nasıl bir değişime neden olmaktadır
Aşk beyinde ödül merkezini sürekli uyarmaktadır. Limbik sistem dediğimiz beyin bölgesinde aktivitede artışa yol açmakta oradan da otonom sistemde düzenli çalışmaya sebep olmaktadır. Yani aşk sadece beyinde değil tüm vücutta sağlık veren bir düzene yol açmaktadır.
Aşk acısı kişinin bünyesinde ne gibi değişimler yapar?
Aşk acısı çeken kişi yavrusunu kaybeden bir ana gibidir. Aşık kişi sevgilisinin varlığı esnasında ödüle alışmıştır. Kaybettiğinde derin bir yoksunluk hisseder. Otonom sistemi baştaki düzenli halini yitirir. Otonom istemin idaresindeki tüm organlarda negatif bir etkileniş söz konusudur. Tansiyon değişir. Mide-barsak hassaslaşır. Kalp ritmi bozulur vs.
Aşk acısı ile dirençli depresyon aynı şey midir?
Aşk ile depresyon arasında nöroendokrin mekanizmalar açısından az-çok bir yakınlık vardır. Her ikisinde de serotonerjik, dopaminerjik sitemler rol almaktadır. Ayrıca aşkta vazopressin ve oksitosin mediatör rol oynamaktadır. Aşk acısı dediğimiz sevgilinin yoksunluğu halinde mediatörlere karşı aşırı bir reseptör duyarlılığı sürpriz olmaz. Eğer kişi tedaviye direnç gösterirse elbette yaptığınız benzetme uygun olabilir.
Melankoli ve aşk bağlantısı nedir?
Yukarda ifade ettiğim gibi biyokimyasal düzeyde bir bağlantı vardır.
Analitik açıdan bakarsak, aşık olunan kişinin geri çekilmesi bir çeşit ceza olarak algılanabilir. Ya da beğenilmeme duygusu, eksiklik yetersizlik yeteneksizlik gibi hislere yol açmak suretiyle kişiyi derin bir depresyona itebilir.
Aşk acısı çekenlerin çevrelerinin uyarılarını dikkate almamalarının nedeni nedir?
Kişi aşkına odaklanmıştır. Diğer uyaranların çekiciliği kalmamıştır.
Malum hazza yönelir elemden kaçarız. Haz aşık olunan objede gizliyken ona yöneliriz. Çevrenin "bırak onu!" uyarıları ise yardımcı olmadığı gibi elemi daha da derinleştirmektedir. Sanırım o nedenle aşk acısı içindeki kişi çevresel uyaranlara tepkisiz kalmayı tercih ediyor.
Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan bahsedilebilir mi? Örneğin bağımlı kişilik midir aşıklar?
Aşk acısı çekenlerde kişilik bozukluğundan söz etmek biraz zor... Zira tanım itibariyle kişilik bozukluğu çok erken yaşlara uzanan bir dizi belirtiyi gerektirir. Ancak soruyu şöyle çevirirsek; kişilik bozukluğu olanlarda aşk acısı çekme ihtimali yüksek midir? Dersek belki de daha yerinde olabilir. İnsanların bir grubu haz almaya kolay alışıyor. Bu ifade ettiğiniz gibi bağımlı kişilik bozukluğu da dahil olmak üzere hemen her türlü kişilik bozukluğunda daha aşikar. Dolayısıyla, konuyla ilgili bir araştırma okumadım ama kuvvetle muhtemeldir ki kişilik bozukluğu olanlarda aşkın acı dozu artabilir.
Aşkı tutkulu yaşayanlar neden şüpheci ve kontrolcü olmaktadırlar?
Her an kaybetme korkusu ve yanı sıra yetersizlik hisleri varsa kişi kuşkucu ve kontrolcü olmaktadır. Çiftleşme dönemindeki hayvanlara baktığımızda eşlerini sürünün diğer adaylarına karşı koruma ve eşler uğrunda çarpıştıklarını görürüz. Bu kaide aşık insanlar içinde geçerli olsa gerekir. Ya aşkımı kaparlarsa? Ya bendeki olası bir eksiklik aşkımın beni terk etmesine neden olursa gibi kaygılar mutattır.
Acı çekmeye eğilimli kişilerde mi karşılıksız aşk yaşanmaktadır?
Mazokistik eğilim de yukarda belirttiğim gibi kişilik bozuklukları arasında sayılabilir. Aynı gerekçelerle sorunuza kısaca evet diyebilirim.
Aşk acısı çekenlerin cinayete kadar varan davranışları nasıl meydana geliyor?
Aşk da şiddet eğilimi de nöral temelleri yakın olgulardır. Yavru sevgisi aşkın bir çeşidi olarak kabul edilir. Evladını korumak üzere programlanmış bir ana elbette öfkelidir. Aşık olunan kişinin ya da onu elinden alan şahsın tehdit edilmesi bazen cinayet düzeyine ulaşabilir.
Aşkın tutkuya evrilmesi hangi aşamalardan geçerek olmaktadır?
Aşk başından beri bir tutkudur aslında. Ama burada karşılıksız bir aşık tutkuya dönüşmesinden söz ediyorsak o patolojik bir haldir ve tabi ki belirli aşamaları gerektirir. Önce bir şekilde uyarılmış olmak gerekir. Ödül mekanizmalarının harekete geçmesi moleküler düzeyde bir reseptör duyarlılığına sebep olur. Bu birinci aşamadır. Duyarlı olmak. Ardından bunu pekiştiren çevresel faktörler devreye girer. Aşık olunan kişinin o aşka değeceğini ima eden toplumsal etkenler. Antropolojik açıdan bakılırsa, aynı obje için yarışan başkalarının varlığı da tetikleyicidir. Pekiştirilmek, kışkırtılmak. Nihayet, kişi kendi kendine güveyi olmak dediğimiz internal faktörlerle olayı tutkuya
çevirir.
Takıntılı kişiliklerin daha çok aşk acısına düştüğünü söyleyebilir miyiz?
Bu ilginç bir noktadır. Gerçi obsesyonların hakim olduğu kişilerde böyle bir olasılık akla gelebilir ama, bir paradoks olarak o kişilerin entelektüalizasyon dediğimiz savunma düzeneği yoluyla süreci yaşayamadıklarına tanık oluyoruz. Yani aşktan çok söz ediyorlar, aşkın anatomisini adeta biliyor, öğreniyor ve merak ediyorlar ama bir türlü aşık olamıyorlar. Çektikleri acı ise izole oluyor ve bir türlü dışa yansımıyor. Yine yapılmış bir araştırma bilmiyorum ama en azından teorik olarak takıntılı kişilerde gerçek anlamda bir aşk acısına rastlanmadığı kanısındayım.
Terk edilen aşıklarda ne gibi duygusal yaralanmalar meydana gelmektedir?
Yetersizlik, ümitsizlik, yeteneksizlik gibi depresyonla bağdaşan duygusal yaralanmalar olabileceği gibi, ayrılık anksiyetesi dediğimiz bir derin sıkıntı hali ortaya çıkabilir.
Aşık sevdiğine acı veremeyeceğine göre zarar verme nasıl olmaktadır?
Elbette normal bir durum değildir. Eğer ortada sado-mazokistik bir patoloji yoksa, ki nadirdir, kişi ya terk edildiği için acı çektirir ya da terk edilmekle tehdit edildiği için. Bu tehdidin her zaman açık olması gerekmez. Kişi sevgilisinin tavırlarında tehdit algılayabilir. Bazen de kişi sevgilisinin empati yoksunu narsisistik tutumuna karşı tepki
gösterebilir. Ona acı çektirerek ilgisini çekmeyi ya da anlaşılmazlığının intikamını almayı hedefleyebilir.
Aşk acısı çekenlerin daha dürtüsel olduğundan bahsedilebilir mi?
Tabi ki. Frontal korteks bilgi işlem kapasitesi aşan düzeyde bir dizi input almaktadır. Uyaranların kaynağı limbik sistem, ventral tegmental alan vb etki gücü çok yüksek olan bölgelerdir. O koşullarda kontrol elden çıkar ve kişi dürtülerinin esiri olabilir.
Aşk acısı tedavi edilebilir mi?
Zordur ama mümkündür. İfade ettiğim gibi moleküler mekanizmalarına etkili ilaçlar ve psikoterapi denenebilir.
Neler yapılır tedavilerinde?
Öncelikle farmakotereapi düşünülmelidir. Ardından kognitif davranışçı psikoterapi ve destek tedavisi düşünülmelidir.
25 Kasım 2010 Perşembe
BUGUNLERDE
inanılmaz derece baş ağrsı uyku ve yorgunluk hissi duyuyorum bugun havanın yağmurlu ve bulutlu olmasıda bır okadar kasavet verıcı bu havada her zaman dedığım gıbı ancak uyunur,çalışmakta neymiş pehhh. Bu arada okadar onemlı gunlerı bloğumda paylasmadım kı ve aramam gereken bır happy bırtday gunu vardı, bu kadar yorgun olmam herseyı unutturdu bana sen okumazsın ama canım arkadasım candostum songul happy bırtday ve öğretmenler gunu tum öğretmelere kutlu olsun ıyıkı varsınız.bu arada evımde bır kac değişiklik yaptım bır yatak odasının şifonyer kısmının gerı dönüşümünü resimleyecem en kısa zamanda kadınların kafası çalışıyor canım.bugun bıtsede gıtsek diyorum demiyen varmı acaba akşam olsun plesaaaa!!!!!!
19 Kasım 2010 Cuma
KURBAN BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN
29 Ekim 2010 Cuma
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

87. CUMHURİYET BAYRAMIMIZ YÜCE ATAM NE GÜZEL BİR HÜRRİYET EGEMENLIK VERMİŞ BİZE BİRDE DEĞERİNİ BİLSEK . UMARIM DAHA NİCE 87 YIL DAHA GORUR BU TURK MİLLETİ HEPİMİZİN BAYRAMI KUTLU OLSUN
28 Ağustos 2010 Cumartesi
YANSIMALAR

CEMİL İPEKÇİNİN CNR Expo Fuar Merkezi'nde gerçekleştirdiği yansımalar adlı defilesinde kumaş yerine kağıt kullanıldı bence gayette guzel olmuş bu adamda gerçekten yetenek var kağıtların bu sekılde sekıl alması müthişşşş
9 Mayıs 2010 Pazar
ANNELER GUNUNUZ KUTLU OLSUN
3 Mayıs 2010 Pazartesi
ÇOCUĞUMA DOKUNMA

ÇOCUĞUMA DOKUNMA KAMPANYASINA HERKESI BEKLIYORUZ SON ZAMANLARDA ARTAN COCUK ISTISMARINA DUR DEME ZAMANI GELDI DE GECIYOR COCUKLARIMIZ BIZIM ICIN DUNYAYA GELEN BIR LUTUFTUR ONLAR KULLANICAK BIR OBJE YADA SUS ESYASI DEĞİLDİR HERKESİ BU KAMPANYAYA KATILAMAYA DAVET EDIYOR BIR MILYON KALEM SITESI LUTFEN ÇOCUĞUNUZ OLSUN OLMASIN DESTEKLERINIZI BEKLIYORUZ BU BIRGUN SIZIN COCUĞUNUZUN BASINADA GELEBILIR :(
Yeni Tetikçi
Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu: - "Para nerde?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum." Tercüman tercüme etti: - "Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş..." Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: - "Şimdi sor bakalım, para nerede?" Tercüman işaretle sordu: - "Para nerede?" Sağır dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi: - "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var."Baba öfkeyle gürledi: - "Ne dedi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - "Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış.."
1 Nisan 2010 Perşembe
TAHAMIZIN DOĞUM GÜNÜ PASTASI
PAŞAM TAHANIN DOĞUM GÜNÜ VESİLESİYLE ANNESININ VE HALASININ YAPTIĞI ACEMİ PASTASI :) AMA ACEMELİKLERİNE GÖRE GAYET IYI VE LEZETTLI OLMUSTU BEN PASTADAN ZIYADE PAŞAMIN PARMAKLARINI YEDIM OGUN CANIM YEĞENİM TAM TAMINA 2 YASINA BASTI ALLAH KAZADAN BELADAN KORUSUN (AMİN) ÇOK GUZEL BIR GUNDU OZELLIKLE ÇEŞİT ÇEŞİT MAMALAR YAPILMIS REFIĞE TEYZECIM ( ABLAMIN KAYIVALIDESI OLUR) MAŞALLAH ÇOK HAMARAT ELLERİNE SAĞLIK HEPSINI DIYORUM .NİCE SENELERE KUZUM
24 Mart 2010 Çarşamba
GÜNÜN SÖZÜ
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir.
23 Mart 2010 Salı
GÜNÜN SÖZÜ
Her insan mutlu olamaz ; çünkü gereğinden fazla özler dünü..Hakettiğinden fazla düşünür yarını ve hiç haketmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü.. Her insan mutlu olamaz; çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları .. Hakettiginden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri ve asla görmez YANI BAŞINDAKİLERİ..!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

